Arkasından bakarken düşündüm. Düşündüm ki bu Türkoğlu altı asırdan beri türlü tesadüflerin kasırgaları önüne düşmüş, bir cidal cihanının yollarında, uçurumlarında, denizlerinde çöllerinde yuvarlanmıştı. Tarihin bu hırpalanmış yolcusu türlü afet ve musibet çukurlarından şan ve şeref tepelerine tırmanmış, dizleri parçalanarak, tırnakları koparak tırmanılan yerlerden bir kaza darbesiyle taşlara çarpa çarpa düşmüş ve daima kalkarak, yeniden dimdik durmaya çalışarak tutunacak bir kaya parçası, yapışacak bir ağaç kütüğü aramıştı. Ve yemen çöllerinden Arnavut taşlarına, Acem ellerinden Girit sularına kadar altı asırdan beri, kumlara, buzlara, denizlere kanını akıta akıta, mebzul bir kaynağın bitmez tükenmez kereminden her vakit taze bir kuvvetle fışkıran o al kanının garip çizgileriyle kahraman hikayesini yazmıştı.
Bu kanla yazılmış kasidenin her satırında yüksek bir fedakarlığın, insanlık üstünde bir bahadırlığın haşmeti parlarken o, sanki eski büyüklüğünden bihaber fakat gene fütur getirmeyerek diyar diyar dolaşıyor, gene içecek su araya araya dolaşılan yerleri kanıla suluyordu.
' Ve sonra düşündüm ki ihtimal yarın bana akan kanını sunacak olan bu adam kuyumun suyu için benden hakkımın helal edilmesini istiyordu.'
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu çocukta uğraşmaya, didinmeye, bedbaht doğmuş ve bedbaht yaşamaya mahkum olmuş bütün çocuklar için kalbimde bir ağlama hissi düğümlenerek acırdım. O, bana daima bu acımak duygusunu verirdi.