... dışa dönük yönüyle İstiklal Savaşı antiemperyalist bir halk hareketidir. Şimdi, meselenin bir de ikinci yanı var. İçe dönük yanı. Burada da gördüğümüz şudur: Her ne kadar Kurtuluş Savaşı bir halk hareketi ise de aslında az gelişmiş memleketlere has bir burjuva ihtilalidir. Bildiğimiz gibi, ihtilallere ve savaşlara adını veren, ona öncülük eden sınıfların niteliğidir.
( Şevki ) S: 66
“Şimdi, Türk Kurtuluş Savaşı’na baktığımızda, gördüğümüzdür şudur: Türkiye’de İstiklal Savaşı’nı götüren burjuvazi, dışa karşı verdiği savaşın yanında, içerideki kurulu düzenle de savaştığından, ister istemez toplumu ileriye götüreceği bir roldedir. Üstelik, üretken halk kitlelerini mücadeleye sokabilmek için onlardan yana daha insani birtakım gayeler ileri sürmek zorundadır. Bu nedenle kısa süreler için dahi olsa burjuvazi neredeyse ilerici bir görünüm kazanır. Kitleleri kandırmasının başka yolu yoktur. Bizdeki asker/sivil kadro da böyle yapmıştır. Nitekim, bildiğiniz gibi, ihtilal sona erdikten ve savaş kazanıldıktan sonra burjuva iktidarı ele almış ve bir zamanlar omuza omuza savaştığı halk kitlelerini safdışı etmiştir. Bugün dahi, işbirlikçileri büyük tüccarlar, müteahhitler ve toprak ağalarıdır.”
(Şevki) S: 66 ve 67
( ... “Pazar ahlakının hakim olduğu toplumlarda, büyük aşklar, büyük nefretler de yoktur. Bunların yerini ‘dengeli’ dostluklar, ‘dengeli’ aşklar, yüzeysel ‘hakkaniyet’ alır. Dış politikanın maksimi olduğu söylenen, ‘uluslararası dostluklar değil, ortak çıkarlar vardır’ ilkesi, kişisel ilişkilerde de geçerli olur. Aldığınızdan fazlasını vermek ‘enayilik’ değilse de
‘kişiliksizlik’tir, zaaftır, kariyerizmdir, ‘Nefret’ ayıp değilse, ‘çocuksu’ bir duygu!” Günay, “pazar ahlakı” kavramını yabancılaşma bağlamında anlatmıştı. )