Geleneksel müzeyle birlikte bütün kültürler birbirlerine geçmiş, gruplaşmış, bölünmüş ve her şeyin estetize edilmeye başlanması kültürü hipergerçek bir şeye dönüştürmüştür. Oysa müze en azından bir bellek görevi yapmaktadır. Kültür daha önce hiç bugün olduğu gibi depolama ve yeniden bir işlev kazandırma adına belleğini yitirmemişti. "Uygar" dünyada adım başı karşılaşılan nesne stokları gibi genel bir olgu, insan stokları, kuyruklar, beklemeler, trafik sıkışıklıkları, (konsantrasyon) yoğunlaşmalar, kamplar gibi tamamlayıcı bir sürecin oluşturulmasına yol açmaktadır. "Kitle üretimi" denilen şey bu olup, bu kitlesel üretim ya da kitlelere hizmet amacıyla yapılan üretim değil, kitle üretmekle ilgili bir anlama sahiptir. Her türlü toplumsallaşma biçiminin nihai ürünü olan kitle bir anda toplumsallaşmaya son vermiştir. Çünkü bize toplumsalın kendisi olarak yutturulmaya çalışılan kitle, tam tersine toplumsalın için için kaynayıp ortadan kaybolduğu yerdir. Kitle, toplumsalın için için kaynadığı ve dur durak tanımayan bir simülasyon süreci tarafından yutulduğu, giderek yoğunlaşan bir şeydir.