Hadrianus, "büyük imparator" Edirne'yi kuran, hükümdarlik yıllarının tamamına yakınını cephelerde, yollarda geçirmiş; elindeki sonsuz gücü kendi lehine kullanmak yerine barış için çabalamis hükümdar.
Çoğu kaynakta en büyük beş imparatordan biri olarak geçiyor. Şüphesiz hakkında onlarca paragraf yazılabilir ancak yazar öyle bir şey başarmış, o kadar başarılı bir kurgu yapmış ki sanki sahiden Hadrianus'un günlükleri bulunup çıkartılmış, bu satırlar sahiden onun sözleri gibi...
Peki ne okuyoruz bu satirlarda? iktidara ve yönetime dair, kitaplara dair, hayatı anlamaya, ilişkilere ve mutluluğa, köleliğe, çalışma kamplarına ve Antinous ile aşka, ölüme ve kayba dair ruhunuzda hissettiğiniz cümleler...
Özellikle Antinous'un ölümü sonrasında hissettiklerini, kendinde olan değişimi o kadar etkili anlatmış ki benim en sevdiğim bölüm bu oldu. Aşkına sahiden saygı duyuyorsunuz, ne çok sahiden dedim değil mi? Kitap öyle çünkü gerçek gibi.
Yazar, kitabın sonundaki notlarında "yazabilmem için 2.yy ne kadar uzaksa o kadar uzaklaşmak gerekiyordu" demiş ama 2.yy ı alıp bize getirmiş... #margueriteyourcenar a hayran kaldım, bu kadar etkin ve sahici bir anlatımı nasıl başarmış diye düşünmemek mümkün değil. Bambaşka bir üstünlük.