Huzurla ve huşu ile kalkmayınca namazdan, iliklerin titremeyince okunan ezandan, secdede kendi yaptıklarına ya da yapamadıklarına dökmediğin gözyaşından kalp mahrum kalınca, her şey dert, her şey sıkıntı, her şey huzursuzluk kaynağı gibi gelirmiş, bilemedim..
Gönlü harap olmuş bir insanın, yıkılacak başka neyi kalmıştır ki... İnsan odur ki gönül kırmaz, kırmışsa acilen onarır. Gönül hepimizin sırça köşkü, tek sığınağımız...
Dileyelim ki sevgi güneşimiz gönül ovasından hiç eksik olmasın ve ekvator düzleminden hiç kaymasın..
Günümüzde beş duyumuzla neleri algılıyoruz? Biz şu anda yaşadığımız hayatı kendi istediğimiz biçimde şekillendirdiğimiz için mi böyle yaşıyoruz; yoksa beynimizdeki mesajların bize dikte ettiği ısmarlama bir hayat tarzı mı bu? Gündemimizi hangi diziler belirliyor, konuşmalarımızın ana teması ne? Aldığımız mesajların bizi nereye çektiğinin farkında mıyız?