O sema-yı maneviyeyi bazen ve zahiren bihasebi'l-hikmeti âfakî bir bulut kütlesi kaplar. O celalli semadan öyle bir baran-ı feyz ve rahmet takattur eder ki istidatlar; tohumlar, çekirdekler, habbeler gibi o sıkıcı ve o dar âlemde gerçi biraz muzdarip olurlar fakat tâ o sıkılmaktan üzerlerindeki kışırları çatlar ve yırtılır; o anda bulutlar da ufuklara çekilip nöbetçi vaziyetinde beklemesi, bir imtihan-ı Rabbanî ve bir inkişaf-ı feyezanî ve bir rahmet-i nuranidir ki evvelce bir habbe, bir çekirdek yeniden taze bir hayata atılır, iştiyakla ve neşe-i inkişafla meyvedar koca bir ağaç suretini alır ve
يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ
sırrına mazhar olurlar.
Evet, yirmi senedir devam eden şu mevsim-i şita, inşâallahu teâlâ nihayet bulmuş ola. Dünyaya yeni ve feyizli bir fasl-ı nevbahar gele ve âlemin yüzü nur ile güle.
Sikke-i Tasdiki Gaybi-267
"Nev'-i insanî bir nefistir, dirilmek üzere ölecek.
Ve Küre-i Arz dahi bir nefistir, bâki bir surete girmek için o da ölecek.
Dünya dahi bir nefistir, âhiret suretine girmek için o da ölecek!"
Lemalar - 231
Senden sana daha yakın ve senin kalbin onun tasarrufunda ve senin cismin onun tedbir ve icadında olan bir Zat-ı Akdes'in rububiyetini ve hikmetini nazara almayıp tâ dünyanın nihayetinden zarar ve menfaati beklemek, ne derece divanelik olduğu tarif edilmez!
Allah ustadimizdan razı olsun bunlar ne derin manalar ya. müsebbib varken esbabtan korkulur veya medet umulur mu? Hâlbuki Allah şah damarından daha yakın insana
İşte hikmet-i Rabbaniye ve rahmet-i İlahiye böyle iktiza ettiği için Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın ümmetine karşı ziyade hassas merhametini ziyade rencide etmemek ve âl ü ashabına karşı şedit şefkatini fazla incitmemek için vefat-ı Nebevî'den sonra, âl ü ashabının ve ümmetinin başlarına gelen müthiş hâdisatı, umumiyetle ve tafsilatıyla göstermemek mukteza-yı hikmet
{*Hâşiye: Zat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâma Âişe-i Sıddıka'ya karşı ziyade muhabbet ve şefkatini rencide etmemek için Vak'a-i Cemel hâdisesinde o bulunacağı kat'î gösterilmediğine delil ise Ezvac-ı Tahirat'a ferman etmiş ki: "Keşke bilseydim hanginiz o vak'ada bulunacak?" Fakat sonra, hafif bir surette bildirilmiş ki Hazret-i Ali'ye (ra) ferman etmiş: "Senin ile Âişe beyninde bir hâdise olsa
فَارْفَقْ وَ بَلِّغْهَا مَاْمَنَهَا
rahmettir. Fakat yine bazı hikmetler için mühim hâdisatı –fakat dehşetli bir surette değil– ona talim etmiş. O da ihbar etmiş.