"Çevremde, dayanacak sağlam bir şey, beni düşüncelerimden koruyacak bir sığınak aradım. Böyle bir şey yoktu. Sis ağır ağır dağılmıştı, ama tedirgin edici bir şey sürüklenip duruyordu sokakta. Belki gerçek bir tehlike değildi bu, soluklaşmış, saydaılaşmıştı. Ama sonunda insanın içine korku salan da buydu."
"Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız. Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka şey istememiştim."
"Yanlış hatırlamıyorsam buna, zamanın geri çevrilmezliği diyorlar. Öyleyse serüven duygusu, zamanın geri çevrilmezliğinden başka şey olmamalı. Peki öyleyse, bu duyguyu niçin her zaman yaşamıyoruz? Yoksa zamanın geri çevrilmez olmadığı anlar mı var? Her istediğimizi yapabileceğimizi duyduğumuz anlar vardır. Önden gidebilir, geri dönebilirsiniz. Önemi yoktur bunların. Öte yandan, anların sıkıştığı, yeniden başlamamızın olanaksız olduğu ve atağımızın boşa gitmemesi gerektiği zamanlar da vardır."