Bu kitapla ilgili beklentilerim kitabın atmosferinden çok farklıydı o yüzden ilk başlarda kitaba kendimi vermekte biraz zorluk çektim, üstüne de o aralar kitabı okuyacak vaktimin sınırlı olmasıyla kitap elimde biraz süründü açıkçası. Aslında akıcı olarak nitelendirebileceğim bir kitap ama düşündürücü olduğu için insana kitaba ara verme isteği de hissettiriyor aynı zamanda. Bu yüzden zorlansam da sonunda bitirdiğim 'körleşme' ile ilgili bir inceleme yazmam gerektiğini hissettim.
(Bu kısımdan sonrasında spoiler var.)
Kitabın 5 ana karakteri var: Profesör Kien, Therese, Fischerle, Kapıcı ve Kien' in kardeşi Georg. Bu karakterlerin hepsinin uç karakterler olduğunu düşünüyorum, çoğunda kendini olduğundan daha büyük daha önemli görmeyle ilgili bir durum var. Kien, kibirli ve kendi dünyasında yaşayan bir bilgin, etrafındaki olaylara ve kişilere karşı kör ve dünyada tek önemsediği şey ise kütüphanesidir. Therese karakteri Kien' in kafasındaki kadın kavramını temsil eden karakter. Kötülük ve açgözlülükle bağdaştırılmış çünkü Therese tam da böyle bir karakter. Evin hizmetlisiyken evin hanımı oluyor ve Kien' e yapmadığını bırakmıyor. Kitapta cinselliği ve paragözlüğüyle var oluyor. Fischerle ise kitaptaki anlatımla bir kambur, bir sakat, ve sahip olamadığı bir hayata tutkun birisi. Fischerle ile ilgili beni en çok etkileyen insanları çok iyi tanımasıydı, kimden neyi nasıl alacağını o kadar iyi biliyordu ki onun son anına dek Paris'e giderse ve yazar hikayesini burada bitirirse ve karakterin sonunu öğrenemezsem diye endişelendim. Tüyler ürpertici bir sonu oluyor karakterin ve böylece diğer karakterlere odak kayıyor. Kapıcı karakteri sadece şiddetle var olabilen bundan başka bir şey bilmeyen bir adam. Benim en sevmediğim karakterlerden biriydi bir diğeri de Therese ydi. Açıkçası