Çünkü her zaman önemli biri olmak istedim. Ancak hayatın geldiği noktada ne ben istediğimi buldum ne de hayat önüme güller serpti. Yani anlayacağınız hayat dediğiniz bu acımasız perde beni bir oraya bir buraya sürüklerken, yaptığı her bir değişimden zevk alırcasına ruhumu elimden aldı. Hepimiz onun elinde bir oyuncak olduğumuzu farkında olmadan ruhumuzu onun eline teslim ettik. Ben hayattan şikayetçiyim... Ancak şikayetimi ulaştırabileceğim bir merci ne yazık ki kapalı durumda. Veya umursamaz tavrıyla insanları eliyor. Bilemiyorum ama şu bir gerçek ki ben hayatın bu vurdumduymaz tavrının nereye varacağını çözemedim. Bu çözülmemişlik içerisinde yalpalıyorken ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki, o da; hayatın elinde sadece bir malzemeden ibaretiz. Bu sadece benim için geçerli değil, çoğunluk bundan şikayetçi. Zaten seçmediğimiz daha ne yaşamamız gerekiyor. Yılların verdiği bunalmışlıkla, daha bu genç yaşımda, istifa ediyorum deyip çıkmak geliyor içimdem. İstifa ettiğim, seçmediğim bu düzenin ta kendisidir. Azınlık mutlu mesut yaşıyorken bunca acıyı neden biz sırtlanıyoruz?.. Bu düzensizliğin amacı beni ilgilendirmiyor, hayır. Ben sadece bu düzensizliği yaşamak istemeyenlerdenim. Mümkün olsaydı, hayatı geride bırakır giderdim. Çünkü bunca yalnızlık, üzüntü ve keder hâli ruhumu çürüttü. Halbuki her şeye rağmen neşem vardı benim. Ama söndü. Çünkü hayat, bu yorucu serüvende her şeye rağmen olan neşemi de bana çok görüp elimden almak için her şeyi yaptı. Artık mutsuzum, artık konuşmak bile gelmiyor içimden. Olduğum kişiyi tanımıyorum, kim bu ben?.. Bilmiyorum.