Şimdi yanınızda oturmuş sizinle konuşurken geleceğe korkuyla bakıyorum, çünkü gelecekte yine yalnızlık, yine o yavan, o gereksiz yaşam var; gerçekten de yanınızda oturup bu mutluluğu tattıktan sonra artık neyin hayalini kurayım!
En güzel yıllarımı heba etmişim! Artık bunun farkındayım ve fark etmiş olmaktan acı duyuyorum, çünkü sizi bana Tanrı yolladı iyilik meleğim benim, bana bunları kanıtlamak için yolladı.
Yalnızca iki dakikada beni sonsuza dek mutlu ettiniz. Evet! Mutlu; kim bilir belki de beni kendimle barıştırdınız, kuşkularımı giderdiniz... Belki de o dakikalar beni kendime getirdi...
Gerçekten de kentin en ücra köşesinde yaşıyorum. Yürüyor, şarkı söylüyordum, çünkü mutlu oldum da ben de, bir dostu ya da iyi bir tanıdığı olmayan, o neşeli anında neşesini paylaşacak kimsesi bulunmayan her mutlu insan gibi kendi kendime bir şeyler mırıldanırım. Ama birden, en ummadığım biçimde bir serüven başladı.