Oysa çok bıktım bu şuursuzca davranışlardan. Kendisinden başkasını ve insandan gayrısını yok sayan yeni popüler stilden. Herkesin kendini bir bilen sanan hallerinden. Kendini sevmenin ölçüsünü kaçıranlardan. Ne ile karşı karşıya olduğunun dahi ayırdında olmayanlardan...
Düşünüyorum da... Kaç ömür açtıysa bana kapısını, rengi ve rüzgârı farklı olsa da benzer bir gecikmişlik hikâyesi gördüm pek çoğunda... Bir karar vermek için geç olmamalı aslında. Kimi korktuğu için, kimi tembellikten, kimi de farkında olmadığından veremiyor hayatıyla ilgili kararları... Oysa mutsuzluğu bitirebilmek için insan kendi hayatının farkında olmalı...
Neden her başarının ardında bir delik, bir pislik, bir sökük arıyoruz?
Neden her mutlu ilişkinin bir gün mutlaka biteceğine inanıyor ve o günü bekliyoruz?
Neden biten ilişkilerden sonra mutlaka bir tarafın yıkılması için uğraşıyoruz?
Neden iyi biri olduğumuzu düşünsek de kafamızın içindeki o kötünün sesini kısamıyoruz?