Rumy

Pek çok defalar yakaladığım o garip, korkutucu anlam.. Herkesin aynı fizik sıkıntıyı paylaştığını, burada, bu uyduruk, yapma topluluk içinde bulunmak, oyunbozanlık etmemek için kendimizi zorladığımızı biliyordum. Kim söylemişti onu, başkaları sıkıntıdır diye.. ya da daha korkunç bir şey.. aslında kimse gerçek düşüncelerini yaşamıyor, içinde bulunduğu bir hali sürdürmek ya da o halden kaçmak, çekip gitmek için can atıyor, ama başkalarıyla olunca istediği şeyleri öyle kolay kolay yapamayacağını görüyor. İşte düpedüz bir sıkıntı sebebi. Düşünce değil böyle yerlerde yoğunlaşan, insanın bütün zihin birikiminin boşluğu öylesine saldırıyor ki, kaçacak bir yer bulamıyorsun, ezilip kalıyorsun.
Sayfa 112
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kendimi bir nokta kadar hiç olarak gördüm. Bu durmadan akan, yürüyüp kaybolup giden girdap içinde, bu korkunç çağıltıda bir damla su gibi. Yalnız kendimi degil, yaptıklarımı da, tasarladıklarımı da. Sitare'yi de. Her şeyi. Bu akıp giden insan yığınını, tek tek her biri önemsiz bir vesile olan şu insanları.. bir arada oluşlarının insana verdiği ağırlık korkunç. Tek tek hepsi sıfır. Bir araya gelince ezip geçiyorlar seni. Çiğniyorlar. Sen tek başınasın, onlarsa yığın olarak sana karşı bütünleşmişler. En iyisi hiç karşına almamak. Görmemek. Belki o zaman güçlü görebilirsin kendini. Onların her birini teke tek yenebileceğin bir konumda tutabilirsen, bunu başarabilirsen, yenersin onları.Yoksa kendi eserin karşısında bile ne kadar cılızsın, önemsiz ve yeniksin.
Sayfa 90
Biliyor musun, hep kazanmak ya da kaybetmek noktasında dönüp duruyorsun sen. Bense hiç aldırmıyorum buna. Hepsi bir benim için. Çok tuhafsın, diye mırıldandım, korkunçsun, anlamıyorum.. İşte o anlamadığın tarafıma yakalanıyorsun sen, dedi, bildin mi? Oysa basit biriyim. Sense her şeyi gözünde büyütüyorsun. Olduğu gibi göremiyorsun, büyuteçle bakıyorsun. Seni seviyorum, dedim. (Bu söz nasıl çıktı ağzımdan bilemedim. Nasıl geldim buraya, anlayamadım. Tıpkı hâlâ onu anlayamadığım gibi.....
Sayfa 92
Aslında hepimiz dağılıp gideceğiz, dedim, sen de, ben de, hepimiz. Hiçbirimiz kendimize ait yerlerde gezinmiyoruz. Birbirimize nasıl bakacağımızı bilmediğimiz için. Hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de, başkalarını da. Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıştırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı.. bundan dağılıyoruz.
Sayfa 93
Eve kapanıp kalmakla insan değiştirmek istediği bir dünyayı değiştiremez.
Sayfa 39