“Doğru ya da yanlış yoktur Lara. Senin için doğru ya da yanlış vardır. Sen neye doğru dersen, zihnin o yönde onu destekler. O desteklerle o düşünce, sende inanca dönüşür. Bu yüzden herkes kendi inandığını doğru zanneder. Eee, bir sürü kanıt sunmuş, desteklemiş zihni, inanır tabii. Halbuki kendi inanmak istemiş, haberi yok.”
Kendi gücün de şu: Kendine seçtiğini yaşatabilirsin. Çünkü inandığın düşünce ne ise onu yaşıyorsun ve o da senin yaşamının gerçekliği oluyor. Gerçek bu: Ben neye inanıyorsam kendime onu yaşatırım. Kimse bana burada bir şey yaşatamaz.
“…İnsan kendi yazdığı bir eksiklik masalına inanıyor. Bu yüzden yaşamayı, eksikliklerini gidermek için çırpınması gereken bir yer olarak görüyor. (…) Oysa yaşamda ya da yaşamdan alacağın bir şey seni mutlu edemez. Sen, olmaya geldiğini olursun ya da olmazsın. Olursan yaşamdan alacaklarınla daha da mutlu olursun. Kendini kira edene, Allah ikram eder.”
“İkra mı?”
“İkra etmek okumak demek. İşte kendini yaşamda okuyup gerçekleştirmezsen de yaşamdan ne alırsan al, zaten mutlu olamazsın. Geçici olur. Bütünlüğüne geri dönersen de zaten hep mutlusundur.”