Hz. Ömer der ki: 'İster hoşuma gitsin, ister gitmesin; hangi hal üzere sabahlarsam sabahlayayım
benim için fark etmez. Çünkü ben, hayrın hoşuma gidende mi, gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum."
Cenab-ı Hakk kulunu daha büyük tehlikelerden kurtarmak için birtakım musibetlere müptela etmektedir. Musibet, kimi zaman dün-
yada daha büyüğünden, kimi zaman da ahirette karşısına büyüyerek çıkacak daha ağır bir bedelden insanı korumaktadır.
Hz. Mevlana "Kardeşlerinin gönlünde sana kin varsa, kuyuda kalman daha iyidir. Allah, kardeşlerinin kininden korumak için Yusuf'u kuyuya attırdı" (Mesnevi, Cilt 6) diyerek, bu gerçeği ayrı bir şekilde ifade eder.
İslam Filozofu Kindi, Gemi Yolcuları istiaresiyle şunu anlatır: 'İnsanlar, bu dünyada asıl yurtlarına doğru deniz yolculuğu yaparken bazı ihtiyaçlarını temin etmek üzere bir adaya uğrayan yolcular gibidir. Bu yolculardan bir kısmı ihtiyaçlarını giderip hemen gemiye döner ve en rahat yerlere otururlar; bazıları adanın güzelliklerine kapılıp oyalanırlar, bu yüzden gemiye geç geldikleri
için hem uygun yerler bulamazlar hem de adadan topladıkları çiçekler, kıymetli taşlar yolculuk boyunca başlarına dert olur. Bir grup ise gemiyi büsbütün unutarak tabiatın çekiciliğine kendilerini kaptırır ve geminin kalktığını bile fark edemezler; sonunda
acılar içerisinde kıvranarak ölürler. İşte dünyanın çekiciliğine kapılarak ölümden sonraki hayatı unutanların akıbeti budur. "