-Aşkın kimyası herkese göre değişiyor bence. Karşı tarafla yaşadıklarınla harmanlanan o moleküller bir şekilde eviriyor aşkı dönüştürüyor.
-Tamam moleküller diyorsun da aşk senin için nasıl bir şey?
-Hem üzerine tarih yazılacak kadar ağır, hem de bir oyun parkı kadar keyifli bence aşk. Hani bir oyuncak var böyle üzerine bindiğinizde hem kendi etrafında dönen aynı zamanda başınızı döndüren…Dönence…
-Yanlış bir örnek olmasın ama dönence bir süre sonra mide bulandırır. Aynı sünen kimi sürüncemedeki ilişkiler gibi…
-Erkekler de öyle değil mi kimi zaman?Ama çok haklısın evet, işte o noktada aşkta birine güvenmek mühim. Orası da tahtıravalli işte…İlişkilerde hep hep bi taraf daha yüksek bi taraf daha alçak olur dengeler sürekli değişir. Sen o tahtıravallinin üstündeyken karşı tarafın seni yarı yolda bırakıp çakılmana izin vermeyeceğine emin olmalısın. Oyun parkında insan kendine sürekli sorar:”Gitmeli miyim? Kalmalı mıyım? Sen bunu istediğin kadar sor, buna karar vermeye çalış. Bu asla mantığınla verebileceğin bir karar olmayacak. Çünkü artık oyun parkındasın ve aşk oyunu mutlaka gelip seni bulacak. Asla yapmam dediğini yaptıracak. Tepetaklak edecek, nefesini, nefsini, kendini unutturacak. Ayaklarını yerden kesecek ve asıl aşk muharebesi de bundan sonra başlayacak.