Ben onu severim, o da beni sever. Severim. Niçin? Bunun niçini yok. O da beni sever onun sevgisinin de niçini yoktur. İşte, sevgi bu. Kalanı yalan. Kalanını biz uydururuz.
Bu eser konusu her ne kadar otuzlu yılların gündelik olayları olsa da okuru sıkmayan ve oldukça akıcı bir dile sahip. Türk Klasikleri okumak isteyenler için bir solukta bitecek hoş bir kitap. Bunun dışında ele aldığı konu bakımından özelde otuzlu yılların Ankarasında yaşayan insanların psikolojisini ve sosyal hayatlarını ele almış. Genelde ise Cumhuriyet rejimine yeni geçen bir devletin siyasi durumunun halka yansımalarını aktarmış.
Kendimi duyuyordum. Oysa ancak iltihaplı bir göz, kesilmiş bir parmak, ağrıyan bir diş kendini duyar, kendi bireyselliğinin bilincine varır; sağlıklı bir göz, parmak, diş ise hiç yok gibidir. Açık değil mi?
Birey bilinci yalnızca ve yalnızca bir hastalıktır.