Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı eseri, tiyatro tarihini kökten değiştiren "Absürt Tiyatro" akımının en önemli yapı taşıdır. Oyun, Vladimir ve Estragon adlı iki ana karakterin, kim olduğu veya ne zaman geleceği asla netleşmeyen gizemli Godot’yu ıssız bir yolda beklemelerini konu alır. Hiçlik, zamanın döngüselliği ve varoluşun anlamsızlığı temaları üzerine kurulan bu metin, alışılagelmiş olay örgüsünü yıkarak okuru ve izleyiciyi insanın en temel çaresizliğiyle yüzleştirir. Beckett, dilin yetersizliğini ve iletişimsizliği ustalara has bir mizahla harmanlayarak, umut ile boşunalık arasında sıkışıp kalmış insanlık durumuna dair sarsıcı bir ayna tutar.
Bu yazıyı yazana kadar bir çok defa silip baştan yazdım...
Kürt olmayı geçtim, bir insan olarak yaşananlara nasıl sessiz kalabiliyorsunuz? Söz konusu Filistin iken ağzınızdan adalet eksilmiyordu, şuan konu ırkınız, kavminiz diye mi sustunuz?
Filistinde gençlerin kalbi, henüz onlar canlı iken söküldü mü? Kadınlar tac*ze, tecav*ze uğrayıp katledildi mi? Yine kadın savaşçılar öldükten sonra bile rahat bırakılmayıp cansız bedenleri binalardan aşağıya bırakıldı mı? Söz konusu ırkınız olunca dilsiz şeytanlara bürünüyorsunuz, onları insan olarak görmüyor musunuz? Bu bir savaş suçudur, susan her insan suçun bir parçasıdır.