Türkiye'nin Turgut Özal iktidarıyla birlikte müthiş hızlanan, karanlık servetlerden rahatsız olmama, aksine kanunsuzluğu takdir etme döneminde hayranlık ve onay halesiyle sarmalanan, ülkenin kanını kuruttuğu halde sanki ülkenin bekası onlardan soruluyormuş, adaleti dağıtma görevi de onlara verilmiş gibi kendilerini hukukun üstünde gören, örgütlü mafyanın ayakçısı oldular. Ama babaları kadar akıllı olmadıkları, piyon statüsünü aşamadıkları için göstermelik polis operasyonlarında mafyanın kurban ettiği yancılar olarak kaldılar.
Türkiye'de örgütlü kötülüğün henüz başlamadığı zamanlardı. Aynur'un babası gibiler haraç toplamak, senet tahsil etmek, mahallelerde racon kesmek gibi faaliyetlerle yetinirken; onlardan birkaç numara büyük kabadayılar emeğiyle yaşayan onurlu insanların kanını emiyorlar, bugüne göre çok küçük çaplı kalan kaçakçılık faaliyetleriyle ve siyasi tezgâhlara aracılık yaparak ülkeyi karanlığa koşturuyorlar, bir yandan da zorda kalanlara yaptıkları maddi manevi yardımlarla biat kültürünün zaten var olan temellerini sağlamlaştırıyorlardı.