1980'lere ve 1990'lara cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş yolsuzluk dalgaları damgasını vurmuştu. Cumhuriyetin ilk dönemindeki klientalist ilişkilerin yerini iktidardaki siyasetçilerin yasadışı kazançlarını içeren pratikler almıştı. 1980'lerde ANAP iktidarının iyi Özal dönemindeki gelişmeler bilinen skandallarından birisi dönemin Başbakanı Turgut Özal ve ailesini içeriyordu. Daha sonra bu tarz yolsuzluklar 1989'da yerel seçimleri kazanan merkez sol Sosyal Demokrat Halkçı Parti'den (SHP) politikacılara, DYP'ye ve RP'ye de yayıldı. 1996'dan 1997'ye kadar başbakan olan Necmeddin Erbakan daha sonra yolsuzluktan yargılandı ve ev hapsine mahkum edildi.
Türkiye'nin "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle" olduğu fikri cumhuriyet rejiminin ilk dönemindeki ideolojik ortamın başka bir önemli unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyetçi olmaktan ziyade komüniteryen olarak nitelenebilecek bu toplumsal tahayyül doğrultusunda, ekonomik kaynaklı çıkar çatışmaları ve etnik köken veya toplumsal cinsiyet farkları yer bulamıyordu.Sanayi proletaryasının gelişimiyle ortaya çıkabilecek potansiyel sorunlar konusundaki siyasi endişeler, küçük köylü tarımına dayalı kırsal ekonominin çözülmesini önleyici politikalara yol açıyor, bu siyasi yönelim ile yeni doğan sanayi sektörüne emek tedariki ihtiyacı arasındaki gerilimler görmezden geliniyordu.