Ömer F. Oyal

Ömer F. Oyal

Yazar
7.3/10
11 Kişi
·
13
Okunma
·
1
Beğeni
·
790
Gösterim
Adı:
Ömer F. Oyal
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 Yılında İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Yeni Olgu, Söz, Ve Özgürlük, Gelecek ve Insıng Turkey dergilerinde dış politika üzerine yazıları yayımlandı. Çiftçilerin Sesi dergisinde editör olarak çalıştı. Uzun Yıllar Center For Internaional Dialogue and Cooperation’da ve Insing Turkey dergisinde çalıştı. Oyal, Halen uluslar arası bir haber ajansında Orta Asya raportörlüğü yapmaktadır.
Başkalarıyla birlikte üşümek, başkalarının zamanı geldiğinde sizinle birlikte üşümek isteyeceği anlamına gelmez.
"Altınçağ ancak uzaktan bakıldığında Altınçağ'dır. Hatta şimdi olmayan herhangi bir an Altınçağ'dır." Cümlesini beğendi.
Herkesin kendi haklılığına saplantılı biçimde ikna olduğu bir dünyada ayakta durmak ne büyük bir gayret gerektiriyordu. Adım atmak kendi doğruluğunuza saplantılı biçimde inanmakla mümkün. Aksi halde çeşitli doğrular arasında kıpırtısız kalınır ki, en kötüsü de bu. Yanlışlar değil izlenimcilik çürütür insanı.
Ömer F. Oyal
Sayfa 51 - İkinci Bölüm
Bir aile sadece kadının varlığıyla bile mümkün olabiliyor. Bir kadın tek başına bile bir aile olabiliyorken, bir erkek neden olamıyor?
"Yaşama bir küfe dolusu hayalle başlarız ve bu yaşlara gelindiğinde küfedekiler hayal kırıklıklarıyla ve sayısız acıyla yer değiştirir.Yüzyılımızda öyle başlamamış mıydı?"
295 syf.
·Beğendi·7/10
Okudukça acıkacaksınız daha çok okuyacaksınız. Sakin bir anlatım, bana göre bilgi dolu, enteresan... Danışanın ve danışmanın hayatındaki değişimler,ön yargılar...
256 syf.
·Beğendi·6/10
Kitapta birbirinden farklı gibi görünse de birbirine çok benzeyen iki karakter anlatılıyor. Biri Tamer biri Kerem. Tamer rönesans dönemi hayranı bir ressam. Kerem ise sofu bir doktor. Kendinden bıkmış, hiçbir şeye yetemediğini düşünen Tamer'in aldığı "cami boyama" teklifi ile hikayeleri başlıyor. Kitap olmazsa olmaz bir kitap değil. Ancak karakterlerin iç çatışmaları ve bulundukları durum içindeki psikoloji güzel anlatılmış. Kitabın sevmediğim yanıysa daha iyi olabileceği hissi... Özellikle son kısımda oldu bittiye getirilmiş gibi bir hava sezdim. Normalde muğlak sonla biten kitapları sevmeme rağmen bu son, kitapta eğreti durmuş. Onun dışında pekala okunabilir, hoş bir kitaptı.
"Oysa düşkünlüğün haberleri her zaman eğlencelidir. Hele de düşmemişseniz."
324 syf.
·3 günde·5/10
Yolcular karanlığı, dağların altına tecrübe ederken sessizliklerini koruyor. Cümleler gün ışığına muhtaçtır. Karanlıkta olağan bir sohbet., öylesine bir konuşma pek mümkün olmaz, en acil kelimeler en kısa cümlelerin içinde fırlatılabilir karanlığın içinde...
320 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Önceki Çağın Akşamüstü, Nurdan Gürbilek’in Vitrinde Yaşamak (1980’lerin Kültürel İklimi) kitabının romana dökülmüş hâli bir bakıma: Öncesi ve o çağı yaşayan veya anlamak isteyenler için, “içerden” eleştiri kıvamında, tespitler sağlam, akıcı; hüzünlü ama tebessümü de hiç eksik olmayan…

“ ‘Güzel çocuklar’ falan değildik ve ‘ne güzel çocuklardık’ edebiyatı da gülünçtü. Bu edebiyatın gerçeğe en yakın tarafı çocukluğun yadsınamaz açıklığıydı. Kavgada hınçlı olunur güzel değil. Hem kan bir makyaj malzemesi de sayılmaz. ”(Yedinci Bölüm, s. 155)

Tabi romanda sanki belli bir dönemdeki duruma işaret ediliyor görünse de esasında anlatılan “ebedî insanlık hâli”nden başka bir şey değil. Hangi cenahta olursa olsun, büyük resimde “insan” küçüğünde de “bu toprakların insanı” var. Yazarın kitapla ilgili bir söyleşisinden aşağıya alıntıladığım görüşleri de ayrıca düşüncelerimde yalnız olmadığımı muştuluyor: “Karanlık biçim değiştirir hepsi bu.”

-» Kitaptan bir cümle okuyorum. “Saçmalığın toplumsallaşması bireyin özgüvenini artırır. Bizim yüzyılımızın basit ve apaçık karanlığı artık cicili bicili neon renklere bürünüvermişti anlaşılan.” Hâlâ karanlıkta mıyız? Nasıl bir karanlık bu?

-İnsanoğlunun yaşadığı bütün çağlar şu ya da bu şekilde karanlıkta. Zira insanoğlu birbirine zulmetmek için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Toplumsal adaletsizlik neredeyse zamanlar üstüdür. Bu arada kendine zulmetmeyi de ihmal etmez tabii. Üstelik “ilkel komünal” diye adlandırılan toplumların da mutluluktan mest olmuş biçimde yaşadıklarını sanmıyorum. Çünkü nihayetinde onlar da insanlardan oluşuyor. Karanlık biçim değiştirir hepsi bu. Ta Mezopotamya uygarlıklarından kalan kil tabletlere çivi yazısıyla yazılmış mektuplarda bile zamanın yozlaştığından, dünyanın anlaşılmaz biçimde bozulduğundan, eski değerlere saygı kalmadığından söz ediliyor. Eski Yunan’da da böyle tonlarca metin var. (14-07-2012 tarihinde Birgün gazetesinde yayınlanmış olan Serap Çakır, Önceki Çağın Akşamüstü, Ömer F. Oyal’le yapılan röportaj, 31-07-2012)

Hâsılı, roman yazarın diğer eserlerini de okuma isteği verdi, beğendim. Okuruna, vicdanın “insan”ın asla teslim etmemesi gereken şeyi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

“Vicdan kaprisli bir yular gibi kişiyi istediği mecraya sokar, istediği ülkeye götürür, arzu ettiği sorumluluğu yükler. Ondan kaçılacak saklanacak bir yerin, köşe bucağın olmayışının farkındaydım ve yüzüne bakmamaya çalışıyordum. Ölenlere, cezaevindekilere, dünyanın akla hayale gelmeyecek köşe bucağında yüz elli yıldır acı çekip çabalayanların ortak mirasına olan borçluluğu ölene kadar taşır ve onlar da ölene kadar taşısınlar diye durmadan yeni birilerine devredersiniz.”(Sekizinci Bölüm, s. 187)
320 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Önceki Çağın Akşamüstü politik pratiğin yaşamsal kaygılarla olan mücadelesini bir devrimcinin içsel yolculuğuyla ve yaşadıklarıyla anlatmayı başarıyor. Kitabın kimi yerlerinde farklı ülkelerdeki devrim mücadelerine geçişler yapılıyor. İçinde bulunulan çağ değişse de evrensel insanın dramatik yalnızlığı değişmiyor.Kitabın bir yerinde:
“İnsan hangi yüzyılda büyümüşse o çağın çocuğu olarak kalır. Orta yaşlarda yeni bir zamana geçseniz de her şeyi geçmiş çağın kurallarına göre değerlendirirsiniz ve bu acı vericidir. Hatta aslında bu bir tür sakatlıktır. Çehresi tamamıyla değişen dünyada öğrenmiş olduğunuz değerlere göre yaşarsınız ama o değerlerin bir anlamı kalmamıştır.”(sf.190)
Tarihin büyük acılara ve dramlara sahip olduğu devrimci mücadelesini eleştirel bir dille anlatarak, bu arayışın çağlar boyu devam ettiğini anlıyoruz.Yeni bir dünya arayışında insan umut adlı kuşu beklemeye devam ediyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer F. Oyal
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 Yılında İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Yeni Olgu, Söz, Ve Özgürlük, Gelecek ve Insıng Turkey dergilerinde dış politika üzerine yazıları yayımlandı. Çiftçilerin Sesi dergisinde editör olarak çalıştı. Uzun Yıllar Center For Internaional Dialogue and Cooperation’da ve Insing Turkey dergisinde çalıştı. Oyal, Halen uluslar arası bir haber ajansında Orta Asya raportörlüğü yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 13 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 11 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.