1000Kitap Logosu
Resim
Hulki Cevizoğlu

Hulki Cevizoğlu

Yazar
Derleyen
Editör
BEĞEN
TAKİP ET
7.6
305 Kişi
972
Okunma
67
Beğeni
4.338
Gösterim
Tam adı
Mustafa Hulki Cevizoğlu
Unvan
Türk gazeteci, yazar
Doğum
Giresun, 1 Mayıs 1958
Yaşamı
Aslen Tirebolu kökenli olan Cevizoğlu, kendisi ile özdeşleşen Ceviz Kabuğu programı ile birçok ödüle layık görülmüştür. 1980 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 'Siyaset Bilimi' lisansı ve ardından 'İşletmecilik' yüksek lisansını tamamladı. 2019 yılında Maltepe Üniversitesi'nde Sosyoloji doktorasını tamamladı. 1981'de gazeteciliğe başladığı Hürriyet'te aralıksız 8 yıl çalıştıktan sonra çeşitli basın kuruluşlarında muhabir ve yönetici olarak görev yaptı. 1994'te başladığı Ceviz Kabuğu programına 2 yıllık zorunlu ara vermiştir. Ardından Karadeniz TV'de tekrar başlayan program Ulusal Kanal ve Halk TV'de devam etti. 2020 yılında, Ceviz Kabuğu programının yeni yayın döneminde Halk TV'de devam etmeyeceğini açıkladı. Yeniçağ gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır. Başkent Üniversitesi'nde Sosyoloji bölümünde Sosyal ve Kültürel Antropoloji dersi vermiştir. 22 Temmuz 2007 Türkiye genel seçimlerinde Ankara 1. Bölge'den bağımsız milletvekili adayı olmuş fakat seçilememiştir. 23 Kasım 2009 tarihinde Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Kurucu Genel Başkanı oldu, ancak görevinden 39 gün sonra 13 Ocak 2010'da istifa etti. Hulki Cevizoğlu, 2011 Türkiye genel seçimlerinde Ankara 1. Bölge'den tekrar bağımsız milletvekili adayı oldu ancak yine seçilemedi. Cevizoğlu, bu seçimlerde adaylık için önce CHP'ye başvurmuş ancak listeye alınmamıştı. 2015 genel seçimlerinde ise Vatan Partisi'nden İzmir 1. Bölge'den milletvekili adayı oldu. Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu evli ve 1 çocuk babasıdır.
177 syf.
Dümdüz git ! İlk gördüğün SOL'dan dön Abi = 68'in Dönekleri
Kimin kayığına binerse onun küreğini çekenlere inat Biz hâlâ Bandırma Vapuru’ndayız! O gece herkes tüm Türkiye her birimiz ÜÇER defa asıldık. Abdi İpekçi 'nin de dediği gibi "TANRIM BİR DAHA OLMASIN !" Doğruları ve yanlışları ile ne olursa olsun, 'Atam geldikleri gibi gitmişlerdi, yine geldiler. Geldikleri gibi yine gidecekler' sloganı ile ilhamını Kuvayi Milliyeden alarak 7 düvelden 6.Filo'ya karşı bağımsızlık için mücadele eden 1919'daki devrimci ruhu, 1968'e taşıyan 68 Kuşağı saygı ile anılmayı hak eder. Çünkü onlar Gençliğe Hitabe'deki gençlik. Bursa Nutku'ndaki gençlik. Öleni 68'li. Döneni Allah'a havaleli. . Bir inceleme yapmak fikri aklımda yoktu fakat İsmet Özel'in eski TİP'li olduğunu öğrendiğim satırları okuduktan sonra cahil olduğumu ilan etmek istedim. Gerçi Arkadaş Zekayi özgerle yürüyüş yaptığını biliyorum Ulus'ta. Biraz şimdi yavaş yavaş oturdu beynime. Zaten aslında beklenir hareket. Genelde eski komünistler bugün ancak din yoluna dönüyorlar , milliyetçi olacak halleri yok ya :) Omurgasızlara yakışan ya islamcı ya da komünist olmaktır . Ya yeşil komünist ya kızıl işte. Bu kitabın özü türev integral bilmem diğer 68 - konulu kitapları bilmem. Daha okuyacağım ama şöyle özetleyim. Bu kitap ne övmek için ne gömmek için yazılmış. Daha doğrusu Hulki Cevizoğlu üstadın bir tv programındaki röportajların derlenmesi. Bu kitaptaki tek amaç 68'i doğruları ve yanlışları ile sunmak. Hulki Abim zaten milliyetçidir onda sıkıntı yok. Ha olmasa sorun mu? Tarafsız okuyan biri olarak bu konu hakkında çook okuyacağım daha. Zaten Sayın Cevizoğlu'nun eleştirdiği tek nokta Mustafa Kemal Atatürk 'ün bağımsızlık çizgisi ile yola çıkıp Marksist Leninist düşünceler için hizmet etmeleri idi. Yoksa 6.Filo'cu Nato'cu pis köpekler kabe yaparken Amerika gemilerini, ne sağcı ne solcu vatansever hiç kimse bu çocuklara laf demez. Sonradan silahlanma banka soygunları ve polis asker öldürmeye gitmesi vs. Bunları eleştiriyor. Gerçi kıyas ne kadar doğru olur bilmem ama Şevket Eygi gibi teröristlerin camiye cihat çağrısı yaparak pazarı kana boğan sözde islam mücahitleri yanında masumdur gene bu gençler heralde. Genelev patronlarının keyfi için toprağı Amerika konsomatrisi taşıyan gemilere parsellerken düşünmeyen sözde islam mücahitleri, din elden gidiyooor diye çocuklara karşı pusu atıp bunu din adına yaptım diyor. HA BU SEVAP KARDEŞİM ZATEN ! Yıllar önce Şeyh Said'in isyan çıkarma nedenini savunma şeklinin din elden gidiyor olması da yine tarihin tekerrür ettiğinin bir göstergesi. İtalyan, Fransız, Yunan, İngiliz topraklarına dayanınca ne elden gidiyordu Şeyh Said? Ya da Sayın(!) Şevket Eygi , Amerikan konsomatrisleri burada namusunu düzdürürken sevap mı işlendi? Senin komünist dediğin gençler vatanın namusunu dinini senden daha çok düşünür merak etme... Ha bir de EN ÇOK DÖNEKLERİ , bir insanın siyasi fikri değişebilir fakat makam mevkilere gelmek için yapmaz bunu. Şu an Cumhur İttifakı içinde Bakan Vekil olan Dönek 68'ci ler yok değil. Ki biz onlara yandaş görünümlü yoldaşlar diyoruz. Fikirler değişir ama duruş değişmez kardeşim. Omurgan varsa değişmez. Peki esas 68 kimlerdir ve amaçları ne idi? Hemen kitapta geçen şu paragrafı inceleyerek devam edelim. O. Saffet Arolat - Tabiî önemli olan şu: 1968'i kendi içinde değerlendirmek gerekir. 1968, bütün dünyadaki bir kalkışma hareketidir. Bu kalkışmada üretimden gelen, gücü olmayan, gençler öncülük etmeye çalışmışlardır. Doğaldır ki, delikanlılıklarından dolayı belli hataları da içeren eylemler içine girmişlerdir. Ama bunun cezasını bütün dünyada ödemişlerdir. Türkiye'de de çok ağır ödemişlerdir. (s.103) Bu hareketin başını çeken gençlik önderlerinden en bilineni ve ilk işgali düzenleyen kişi Deniz Gezmiş 'tir. Deniz Gezmiş 12 Haziran 1968'de öğrencilerden fazla haraç alımı, ders kitaplarındaki pahalılık, akademisyenlerin eğitimi ticarete dökmeye çalışması nedeni ile İstanbul Üniversitesi 'ni işgal etmiştir.(İlk baş kaldırı, ilk isyan bu zamana tekamül ediyor ve Deniz Gezmiş 'in yıldızı da burada parlıyor. Bu boykotlar artık büyük tehlike arz edecek işgallere dönüşüyor. )6. Filo olayları ile beraber üniversitelerdeki antiemperyalist hareketler doruk noktasına ulaşmıştı. Bu çerçeve içerisinde yapılan mücadelenin boyutları, siyasî iktidarı ciddi ölçüde sarsmış, etkilemişti. Devlet bu isyanları bastırmak için bir islamcılardan bir ülkücülerden olmak üzere komando birlikleri hazırlıyor ve devrimci gençlerin üzerlerine salıyordu. "DEVLET'' gençleri it yerine koyuyor ve iti ite kırdırma politikası uyguluyordu. ( #130199125 ) Haşmet Atahan - Evet. Bu işten kazançlı çıkan Türkiye'deki sermaye sınıflarıdır, hakim sınıflarıdır. Komando birlikleri tarafından Mehmet Cantekin'in öldürülmesi , daha sonra Orta - Doğu Teknik Üniversitesi 'nde Taylan Özgür 'ün ölümü ile birlikte işler iyice çığırından çıkmış ve öğrenciler silahlanma bakımından zaruret duymuştur. Taylan Özgür; İstanbul'da sokak ortasında polis tarafından vurulmuş ve yine başka polislerin gözü önünde bir jipe binerek elini kolunu sallaya sallaya çekmiş gitmişti. baskı ve zorbalıkla önlenmeye çalışılıyor ve yasal olanakları gittikçe kısıtlanarak adeta açık ve gizli devlet örgütleri taralından gençler yasa dışı yollara itilmeye zorlanan bir süreç içine sokuluyordu. Bu çerçeve içerisinde yıldırma ve tahrik politikası yoğun bir şekilde devam etti. Gençlik; özellikle demokratik haklarını kullanmadan gittikçe geriye düşürülmeye çalışılıyor, en basit haklarını dile getirmesi baskı ve zorbalıkla önlenmeye çalışılıyor ve yasal olanakları gittikçe kısıtlanarak adeta açık ve gizli devlet örgütleri taralından gençler yasa dışı yollara itilmeye zorlanan bir süreç içine sokuluyordu. Banka soygunlarına gelince, bu bir tür rehin alma işidir. Karşılık gibi düşünün. Ellerinde adamları var. Kendileri de el koyuyorlar. Eğer devrim başarılı olsaydı ekstra olarak bu paraları onun için kullanacaklardı. Bunu kendileri de itiraf ediyor. Devamında Vedat Demirciğlu cinayeti ve Kanlı Pazar olayları ile artık son raddeye varan gerilim sonucu, devrimciler de kendilerini korumak mecburiyeti ile 'silah' taşımaya başlıyorlar. Daha sonrasında Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Yusuf Küpeli, Sinan Cemgil ve Ömer Erim Süerkan Filistin'deki el - Fetih kamplarına katılıyor. Burada silahlı eğitim almaya başlıyorlar. O sıralarda Nihat Töre ( 68 Kuşağı Önderlerinden, ) Karadeniz'de fındık fiyatlarını prostesto etmeye gidiyor. Yurdun hemen hemen her yanında bu tip eylem ve provakasyonlar oluşmaya, isyanlar cereyan etmeye başlıyor. Çay, fındık,et vs. gibi halkın ihtiyaçlarının alım gücü sıkıntısı, işçi ücretleri sebebi ile yürüyüş düzenleniyor. Şimdi, hepimizin merak ettiği hem milli hem de demokratik devrim olabilir mi? O sorunun cevabı için şu incelememi okuyabilirsiniz. ( #118927791 ) Hemen devam ediyorum. 68 Kuşağı Gençlik Hareketi ilk başta masumane boykotlarla başlayıp, daha sonrasında 71'li yıllara gelindiğinde silahlı provakasyonlara dönüşümü esnasındaki bu süreçte devrimciler de kendi aralarında parçalanmış ve ayrılık yaşamıştır. Kimisi Lenin'i kimisi ise Troçki'yi lider olarak kabul etmek istemişlerdir. Bunun yanı sıra biraz daha millî taraflı Kemalistler de yine görüş ayrılığı içinde olmuştur. Doğu Perinçek o zamanlarda MDD (Millî Demokratik Devrim) üyesi idi. TİP'i destekliyor fakat önder olarak Kurtuluş Savaşı'nı , Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 'ü ve onun bağımsızlık çizgisini örnek alıyorlardı. Cumhuriyet Devrimini yarıda kalmış bir devrim olarak görüyor ve yeni gelecek olan (getirmek istedikleri) devrimin de bunun tamamlayıcısı olması gerektiğini düşünüyorlardı. Daha sonra MDD FKF ile birleşerek Dev Genç oldu. 70'lerde MDD içinde çatlamalar meydana geldi. Mihri Belli, Doğan Avcıoğlu ve Doğu Perinçek tarafları fikirlerini sunmaya başladı. Sivil asker (gerilla) noktasında kararsızlıklar vardı. Millî kalınması gerektiğini savunmuyorlardı. Özellikle Doğan Avcıoğlu. Gerillalık eğitimi 1969'da Filistin'de Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından 1970'de de Nusaybin'de El Saika'dan Nihat Töre tarafından alınıyordu. Artık tek bir amaçları vardı. Silahlı devrim. Stalin, Lenin - Bolşevik Devrimi 'ni biliyorsunuz, devrimde ana güç proletarya ve köylüler sınıfıdır. Özellikle çiftçiler. Bunun için onlardan güç almışlar RSDİP 'i kendilerine birer miğfer bilmişlerdir. Bunun için ISKRA gazetesinde yandaş haberler basılmıştır. Türkiye 'nin 68'inde de yine DİSK kullanılmıştır. Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte. Programın ilerleyen bölümlerinde Mahir Kaynak MİT ajanı olduğunu itiraf ediyor. Solcular kendi aralarında anlaşamaz biliyorsunuz. Tartışma çıkıyor programın ortasında Haşmet Atahan ve Mahir Kaynak arasında. Peki 68 'in dönekleri 68'i yansıtır mı? Şimdi 68 kuşağını, 68 geleneğini iyi anlamak, iyi kavramak gerekir. Geçmişte 68 kuşağının içerisinde yer almış, o zaman hatta en önde olmuş ve bu mücadelenin içerisinde liderlik yapmış olan kimi insanlar, zaman içerisinde bu misyonunu bırakmış, zaman içerisinde bu geleneğe aykırı davranışlar içine girmiş ise, bugün belli ekonomik güçlere ulaştığı zaman; bu ulaşmış olduğu ekonominin gücüyle, sınıfsal gücüyle farklı şeyler söyleme noktasına gelmişse; politikaya atılmış ve atılmış olduğu siyasî partideki görevleri itibariyle, konumu itibariyle o partinin sınıfsal yapısı itibariyle; bugünkü Türkiye'nin ekonomisine ve politikasına uymayan 68 kuşağının düşüncelerine ve davranışına göre uymayan bir posizyona gelmişse; ya da medyada belli görevlere gelmiş ve geçmiş gelenekten bağlantılarını koparmışsa bunları da 68 kuşağının iktidarda olduğu, 68 kuşağı tarafından yönetiliyor gibi bir yargıya varmak, 68 kuşağına karşı, onun değerlerine karşı saygısızlık olur diye düşünüyorum. diyor Nihat Töre konuşma arasında ... 68'in döneni öleninden daha tehlikelidir. Ölenleri silahlı idi, Dönenleri taş**klı. (#114471071 ) onlar Stalin'in de dediği gibi yol askıntısı. Benim 68 Kuşağı ile ilgili daha çok şey okumaya ve izlemeye ihtiyacım var. Bunun farkındayım. Fakat aklımda genel olarak kalan soru işaretlerinden bir tanesi Dev - Genç dediğimiz bu hareketin Devrimci Doğu Ocakları teşkilatlanmalarında, cemiyetlerinde Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya (Kemalizm'e faşizm diyen) ile birlikte Abd*ll*h Öc*alan'ın da bulunması. (¿!) Bunlar da bana pek masum gelmedi. Yani bilmiyorum bir çok noktadan eleştirilecek bir çok noktadan övülecek bir gençlik ama.... dediğim gibi çok okumam gerek. İdam konusuna gelince idam taraftarı değilim bunun bir çok sebebi var şimdi burada saymaya kalksam iki üç milliyetçi (!) tanımlı insan kalkar bir şey der ama bir devri böylece kapatmaya çalışmak acınası bir durum. Bu mesele ile ilgili belgeseller izlemenizi tavsiye ederim. Belgeselci ve 32. gün. Özellikle Türkiye 'nin 68'i. Olay sadece bir Deniz Gezmiş olayı değildir, silahlı kalkışma olayıdır. Şimdi tabiî Denizlerle ilgili değerlendirme yaparken bütün silahlı mücadeleye yönelmesinde, bütün suçları 25 yaşındaki gençlerin sırtına yüklemek gibi bir haksızlık da yapıldığını sanıyorum. Şimdi geriye kalan dönek 68 ciler de kaymağını yiyor . . Kendinize iyi bakın. Kitapta 12 Mart muhtırası ile ilgili kısımları pek anlayamadım onun için de yine bol bol okuma yapmam ve belgesel izlemem gerek ......
Kod Adı: 68
7.9/10 · 85 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.