Platon GünlükleriPeter Ackroyd

·
Okunma
·
Beğeni
·
551
Gösterim
Adı:
Platon Günlükleri
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056321627
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Platon Papers
Çeviri:
Bilgesu Şişman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Bunu görüyor musunuz? Yaklaşın, kentliler. Buna kol saati denir. Bunu Köstebek mağarasından getirdim. Dinleyin. Bu işaretlere sayı deniyor. Şu dar metal şeridin nasıl da bir uyum dairesinin etrafında döndüğünü fark ettiniz mi? Bu, zamandır. Dokunmaktan korkmayın. Sihri yeniden canlandırılamaz. Ne amaca mı hizmet ediyordu? Bir evren yaratmıştı! Kenarlardaki sayıları inceleyin... Bunlar harikalar çünkü bir zamanlar dünyanın yapısını temsil ediyorlardı. Bir zamanlar bunun biçiminde modellenmiş koca bir evren vardı...

Kentlileri nasıl rahatsız etmiş olduğunu şimdi anladın mı? Platon: Çocuklara yolculuğumu birkez dahi anlatmadım. Onları sadece soru sormaya ve cevapları aralarında tartışmaya çağırdım.

Yine o meşhur yolculuğunun bahsini açıyorsun. O halde kendi sorularımızı sormamıza izin var mı? Farz edelim ki Köstebek sakinlerinin önünde durup onlara karanlık ve küçük bir dünyada yaşadıklarını bildirdin? Bir mağarada hapis olduklarını. Sence seni alkışlayıp şükranlarını mı sunarlardı? Bu haberi verdiğin için minnettar olacaklarını mı düşünüyorsun? Hayır. Seni ahmak addedip küçümser ya da sahtekar addedip mahkum ederlerdi.

Demek doğmamışlar şehrini duydunuz. Fakat nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Hepimizin gelmiş olduğu şehirdir fakat yeri ilginizi çekmiyor. Varlığınızın derin huzurunu bozabilir. Böyle mi deniyor? Evet mi? Varlığın derin huzuru.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ben kafasız Platon'um. Bana artık böyle sesleniyorlar. Biraz hak vermek lazım belki de. Size her zaman kendinizi bilmeniz gerektiğini öğrettim. Ben de bu yüzden kendi içime baktım ve her zaman haklı olmadığımın farkına vardım. Hatalar yapıyorum. Hakikate doğru tökezleyerek gidiyorum. Bakın. İşte takılıp tökezlediğim taşlardan biri. Yine de benim gibi taş kafalı değil. Etrafa saçılmış taşlardan biri değil. Akıllı bir taş. Yanlarına kazınmış işaretleri görüyor musunuz? Eski insanlar bunun gibi taşlara zar derdi. Bunu gelirken yanımda getirdim -nereden olduğunu biliyor­sunuz. Atalarımızın yaptığı gibi yapalım mı? Taşı atın. Şimdi tekrar atın. Neden farklı yanların üstte kaldığını bana söyleyebilecek olanınız var mı? Üçüncü atışta hangi yanının gizli kalacağını öngörebilen var mı? Elbette yok. İşte bu yüzden tökezliyorum. İşte bu yüzden
durup düşü­nüyorum. Diyelim ki yüz, hatta bin atıştan sonra bile hangi tarafın üstte kalacağından emin olamıyoruz. Bu endişenin bizim kendi hayatlarımı­zı etkilemeye başlayacağından şüphe edebilir miyiz? Bu küçük taş her seferinde ayağımızı çelecekken, insana ait kesinlikten neden bahsede­riz? Belki yine kafasızlık ediyorumdur. Belki de etmiyorumdur.
Tamirhane: şehrin, geçmiş hayatın yeniden canlandırılması için ay­rılmış alanı. Bu zor işlemi gerçekleştirme yeteneği için bkz. 'anımsama'.
Belki de, sevgili Ornatus, senin düşündüğün kadar uza­ğa gitmiyorumdur. Belki de aynı yerde kalarak bir yolculuğa çıkmak mümkündür.
Her şeyin kaynağına dönerek kaderimizi karşılarız. Çiftlerimizi görü­yor musunuz, yanımızdan ağlayarak geçen?
Dünyamızın doğası budur.
Söylediklerimden emin olabilir miyim? Bazen hepsinin uydurma olduğunu ve kuşkuyu bir hançer gibi alıp ken­dime saplamam gerektiğini hissediyorum.Yaralandığımda, o zaman doğruyu söyleyebilirim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Platon Günlükleri
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056321627
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Platon Papers
Çeviri:
Bilgesu Şişman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Bunu görüyor musunuz? Yaklaşın, kentliler. Buna kol saati denir. Bunu Köstebek mağarasından getirdim. Dinleyin. Bu işaretlere sayı deniyor. Şu dar metal şeridin nasıl da bir uyum dairesinin etrafında döndüğünü fark ettiniz mi? Bu, zamandır. Dokunmaktan korkmayın. Sihri yeniden canlandırılamaz. Ne amaca mı hizmet ediyordu? Bir evren yaratmıştı! Kenarlardaki sayıları inceleyin... Bunlar harikalar çünkü bir zamanlar dünyanın yapısını temsil ediyorlardı. Bir zamanlar bunun biçiminde modellenmiş koca bir evren vardı...

Kentlileri nasıl rahatsız etmiş olduğunu şimdi anladın mı? Platon: Çocuklara yolculuğumu birkez dahi anlatmadım. Onları sadece soru sormaya ve cevapları aralarında tartışmaya çağırdım.

Yine o meşhur yolculuğunun bahsini açıyorsun. O halde kendi sorularımızı sormamıza izin var mı? Farz edelim ki Köstebek sakinlerinin önünde durup onlara karanlık ve küçük bir dünyada yaşadıklarını bildirdin? Bir mağarada hapis olduklarını. Sence seni alkışlayıp şükranlarını mı sunarlardı? Bu haberi verdiğin için minnettar olacaklarını mı düşünüyorsun? Hayır. Seni ahmak addedip küçümser ya da sahtekar addedip mahkum ederlerdi.

Demek doğmamışlar şehrini duydunuz. Fakat nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Hepimizin gelmiş olduğu şehirdir fakat yeri ilginizi çekmiyor. Varlığınızın derin huzurunu bozabilir. Böyle mi deniyor? Evet mi? Varlığın derin huzuru.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Kadir Hacıfazlıoğlu
  • tabula rasa
  • iacloi
  • Sinem Toprak
  • Ali Arslan
  • Dilek Ateş
  • Doğa budak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%50 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0