Ferzan Özpetek

Ferzan Özpetek

Yazar
7.1/10
194 Kişi
·
611
Okunma
·
34
Beğeni
·
5723
Gösterim
Adı:
Ferzan Özpetek
Unvan:
Senarist / Film Yönetmeni / Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 yılında İstanbul'da doğdu. 1976 yılında, Roma'daki La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimi yapmak üzere İtalya'ya gitti. Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti.



1982 yılında Julian Beck birlikte ile Yaşayan Garaj'da çalıştıktan sonra " Scusate il ritardo "da Massimo Troisi'nin ve " Son Contento " da Maurizio Ponzi'nin asistanlığını üstlendi.



Yapımcılığını Marco Risi ve Maurizio Tedesco'nun birlikte üstlendiği ilk filmi " Hamam ", 1997 Cannes Film Festivali'nde, " Yönetmenlerin Onbeş Günü " tarafından keşfedildi ve hem İtalya, hem de diğer ülkelerde eleştirmenlerin olduğu kadar seyircilerin de beğenisini kazandı. Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya'nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD'de gösterim imkânı buldu.



Yönetmenin ikinci filmi " Harem Suare "nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti.



Özpetek'in " Cahil Periler " i , İtalya'da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. İtalyan Sineması'nın tanınmış yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin " La Stanza del Figlio " ve Giuseppe Tornatore'nin " Malena "sını geride bırakan Özpetek'e övgüler yağdı.



Ferzan Özpetek, 1997 yılında 34. Antalya Film Festivali'nde Hamam filmi ile "En İyi Yönetmen", 2003 yılında Karlovi Vary Festivali'nde La Finestra di Fronte ile "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen", 2004 yılında 25. Seattle Film Festivali'nde ile "En İyi Film" aynı yıl La Finestra di Fronte ile 31.Flanders Uluslararası Film Festivali'nde "Canvas Halk Ödülü" almıştır. Sanatçı halen İtalya'da yaşamaktadır.



Hamam, Harem Suare, Le Fate Ignoranti , La Finestra di Fronte, Cuore Sacro, Saturno Contro, Mükemmel Bir Gün, Serseri Mayınlar filmlerinin yönetmeni ve senaristidir.
'' Dedesi sürekli, ' Çiçeklerden ders al, ' derdi. ' Sabırlı olmayı, beklemeyi çiçeklerden öğren.' Çünkü çiçekler dondurucu kışın ardından ilkbaharın geleceğini bilirler. Sadece biraz sabırlı olmak, kendine güvenmek gereklidir.''
'' Aşk fark gözetmez. Camileri tanıdım, kiliseleri tanıdım. Erkekleri sevdim, kadınları sevdim. Hele asileri, başını dik tutarak yürümeyi deneyenleri sevdim. ''
"...temelde aşık olmayı açıklayacak bir neden yoktur. Sadece olur. Bu bir gizemin içine girmek gibidir:sınırı aşmak, eşiği atlamak gerekir. Ve orada, bu gizemde mümkün olduğunca uzun süre kalmayı denemektir."
Birbiri için yaratılmış iki insanın karşılaşması o kadar güç ki! Dünya yanlış kişiye aşık olan, yalnız kalan, acı çeken, buruk gözyaşı döken mutsuz insanlarla dolu. Aşkın tadını bildiklerini sanırlar oysa sadece silik bir taklidini tatmışlardır.
144 syf.
Sinema eğitimi için İtalya'ya giden Ferhan ÖZPETEK'in İstanbul' a dönüşünde iç dünyasına gezintisi , ailesi, arkadaşları, aşk seçimi tiyatro eseri tadında anlatılıyor. Eski İstanbul'u anarken yeni İstanbul'un da karmaşası unutulmadan yansıtılıyor. Bir yandan da yolu kesiştiği Anna'nın öyküsü .. Tavsiye edebileceğim bir roman, beğenileceğinden de eminim..
144 syf.
·1 günde·8/10
Kitabı bitirmeden yatmak istemedim :)
Öncelikle ferzan özpetek benim için çok kıymetli bir adam. Onu dünyada tek başına duran adamlardan biri olarak görüyorum kendimce.. karşı pencere ve kutsal yürek vaz geçemeyeceğim iki film :) ama ferzan özpetek bir yazar değil kitabı çok samimi bir gunce gibi yazmış araya katılan Anna ise biraz zorlama bir karakter olmuş sanki kitap gibi olması için araya serpiştirilmiş bir karakter :) yinede keyif alarak okudum.. bu adamı biraz olsun seviyorsanız okumalısınız
Sevgiyle kalın :))
236 syf.
·Beğendi·8/10
Ferzan Özpetek şu sıralar aklımı fazlasıyla meşgul eden birisi. Hayatı, filmleri, kitapları. Bulduğu aşkı. Kendi hikayesini anlattığı için kurgu yok diye okudum. Ta ki kitabın son kısmına gelene kadar. O zaman anladım kitapta kurgu da olduğunu. Kahkahalarla güldüğüm yerler de oldu, kızdığım satırlar da. Herkesin herkesi olduğu gibi kabul ettiği, aile gibi oldukları arkadaşlıklarına imrendim. Bu kitabı okumak eğlenceli bir film izlemek gibiydi.
240 syf.
·46 günde·Beğendi·10/10
Ferzan Özpetek en sevdiğim yönetmen... Filmlerini dört gözle takip ederim. Bu alanda da gerçekten çok etkileyici olduğuna emindim. Sen Benim Hayatımsın kitabını her zaman çok okumak istemiştim. Ve gözlerim dolarak okudum çoğu satırları, gerçekten aşka ve arkadaşlığa inanmak adına nedenler sunuyor kitap.

Filmleri gibi bu kitabının da duygu dünyama katkısı büyük oldu çok teşekkür ederim. Kitabın her üyesine mutlu yaşamlar diliyorum. Ferzan Özpetek
144 syf.
·1 günde
Öncelikle şunu söylemek istiyorum; Ferzan Özpetek ile ilk tanışmam bu kitap vesilesiyle oldu. Daha önce filmini izlemedim, adını da duymadım açıkçası.
Kitabı okurken büyülenmedim ama bir çırpıda bitirme isteği duydum. Merak uyandırıyordu fakat konusu çok çarpıcı veyahut etkileyici, şaşırtıcı değildi.
Kitap iki ana karakter üzerinden ilerliyor. İkisini ayrı ayrı tanıyor, daha sonrasında yollarının kesişimine tanık oluyorsunuz.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·4/10
#kitapyorumu
#SenBenimHayatımsın

Herkese Merhaba,

Yönetmenlik yolunda adım adım hedefe ulaşan bir öykü.

Hayatın içinden, yazarın kendi hayatından ve yaşadıklarını okuyucuya aktardığı satırlar.

Roma sokakları ve Roma’da yaşananlar.

Dostluğu, arkadaşlığı ve aşkıyla varolan bir yönetmen.

Kitap tür olarak öykü ve roman arasında gidip gelmişti. Okurken bir türlü hikayeye adapte olamadım. Defalarca aynı satırı okudum ama algılarken çok zorlandım. Açıkçası kitap bana hitap etmedi.
Yazarın emeğine saygım sonsuzdur.

Kitapla kalın.
240 syf.
·7 günde·6/10
İtalyan yönetmen Ferzan Özpetek’i ilk defa okudum ancak filmlerini izleme fırsatı bulmuştum. Romanını okurken de filmlerinden birini izliyormuş izlenimine kapıldım. Yemek masası sahneleri, eşcinsel karakterler yönetmenin olmazsa olmazıdır. Kitapta da çokça vardı. Kendi hayatından da kesitler sunduğu romanda renkli ve tutkulu bir aşk hikayesi okuyoruz. Hikayenin samimiyetini sevdim; çözümlemeler ve anlatıcının iç dünyası oldukça içten ve yalın bir şekilde ifade edilmişti. Rengarenk aşklar ve dostluklar içimi ısıttı. Fakat azımsanamayacak sayıda bulunan ifade gücü zayıf cümlelerden rahatsızlık duymamı engelleyemedi.
**HEYECAN KAÇIRICI İFADELER İÇEREN ALAN**
Aslında arka planda bir yol hikayesi olan roman, anlatıcının sevgilisinin (Simone) hastalığının ilerlemesiyle birlikte çıkmaya karar verdiği yolculukta geçmişi anımsaması, Simone’ye hatırlayamayacağını ve daha kötüsü söylediklerini anlayamayacağını bilmesine rağmen anlatması temeline kurulu. Yani anlatıcı Simone’ye anlatırken bizde onunla birlikte dinliyoruz geçmişlerini. Simone’nin hastalığı bizi zorla ağlatmak, duygularımızı sömürmek için çekilmiş sayısı bir hayli fazla olan filmde işlenen bunamaydı. Yazarın bu kadar garantici ve sıradan davranmış olması beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Bu hastalık pençesine aldığı kişiden çok sevdiklerini bitiren bir hastalık olduğu için sürecin son derece romantik bir şekilde anlatılmasına imkan sağlıyor. Bu imkanı sonuna kadar kullanmış, yüreğimize seslenmeyi ilke edinmiş yazar romanında.
Benim yüreğime seslenmeyi kısmen de olsa başardı. Benim için keyifli bir okumaydı. Herkese keyifli okumalar dilerim.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Sürükleyici, doğru, hayatının dipleri tepeleri anlatan, ayrım yapmayan bir kitaptır.
Ferzan Özpeteğin tüm filmleri büyük keyfimle seyrettiğim için, kitabını da merak ettim ve diyebilirim ki, keşke iki üç kat daha kalın olsaydı ve keyifli okumam daha uzun sürseydi.
Çok değerli bir yapıt, tabiki anlayana!!!
240 syf.
·35 günde·Puan vermedi
"Bir kutu kitap"ın Mayıs ayında gönderdiği kitabın yazarına bakınca aklıma önce (isimleri benzettim sanirim) Ferhan Şensoy geldi ama yazarın resmini görünce alakasız kişiler olduklarını anladım:)
Kitabı okurken çok sıkıldığım yerler oldu. Eşcinsellik üzerinde çok durulmuş olması bunun sebebi olabilir. Romantik bir sahneyi anlatırken benim kafamda erkek ve kadın canlanırken aslında sonradan anlıyorum ki anlattığı iki erkeğin aşkıymış. Sonra da toparla toparlayabilirsen.
Yazarın anlattığı tamamıyla kendi hayatımı onu tam anlayamadım. Ama kitapta anlatılan dostluklar ve aşk oldukça samimi geldi. Kitabın son kısmı duygulandırdı. Bir kişi için herkesten ve herşeyden vazgeçmek çok zor bir şey olsa gerek.
Kitap içerisinde çok güzel cümleler vardı ki onları da alıntılamaya çalıştım.
Kitabı iyi ki okumuşum diyemiyorum ama okuduğuma da pişman değilim diyelim :)
240 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Bambaska hayatlar , farkli insanlar ve onlarin guzel kalpleri, iyilik , dostluk, arkadaslik ve her seyden once ask
Dolu dizgin bir ask icinde asla bencillik yok sadece ask

Simone Bey’i biraz kiskandim boyle guzel sevilmek herkesin basina gelecek is degil

Bazi seylere bakis acimi etkiledi , yani kitapta cok bir kurgu yok hep ufak hikayeler var gibi ama kendi icinde baglantili gibi farkli bir anlatis tarzi var olay gecisleri viinnn viinn

Ferzan Ozpetek’in kocaman bir kalbi varmis , arastirdim biraz evlenmisler umarim her sey yoluna girmistir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ferzan Özpetek
Unvan:
Senarist / Film Yönetmeni / Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 yılında İstanbul'da doğdu. 1976 yılında, Roma'daki La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimi yapmak üzere İtalya'ya gitti. Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti.



1982 yılında Julian Beck birlikte ile Yaşayan Garaj'da çalıştıktan sonra " Scusate il ritardo "da Massimo Troisi'nin ve " Son Contento " da Maurizio Ponzi'nin asistanlığını üstlendi.



Yapımcılığını Marco Risi ve Maurizio Tedesco'nun birlikte üstlendiği ilk filmi " Hamam ", 1997 Cannes Film Festivali'nde, " Yönetmenlerin Onbeş Günü " tarafından keşfedildi ve hem İtalya, hem de diğer ülkelerde eleştirmenlerin olduğu kadar seyircilerin de beğenisini kazandı. Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya'nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD'de gösterim imkânı buldu.



Yönetmenin ikinci filmi " Harem Suare "nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti.



Özpetek'in " Cahil Periler " i , İtalya'da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. İtalyan Sineması'nın tanınmış yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin " La Stanza del Figlio " ve Giuseppe Tornatore'nin " Malena "sını geride bırakan Özpetek'e övgüler yağdı.



Ferzan Özpetek, 1997 yılında 34. Antalya Film Festivali'nde Hamam filmi ile "En İyi Yönetmen", 2003 yılında Karlovi Vary Festivali'nde La Finestra di Fronte ile "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen", 2004 yılında 25. Seattle Film Festivali'nde ile "En İyi Film" aynı yıl La Finestra di Fronte ile 31.Flanders Uluslararası Film Festivali'nde "Canvas Halk Ödülü" almıştır. Sanatçı halen İtalya'da yaşamaktadır.



Hamam, Harem Suare, Le Fate Ignoranti , La Finestra di Fronte, Cuore Sacro, Saturno Contro, Mükemmel Bir Gün, Serseri Mayınlar filmlerinin yönetmeni ve senaristidir.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 611 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 166 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları