Ferzan Özpetek

Ferzan Özpetek

7.4/10
104 Kişi
·
277
Okunma
·
24
Beğeni
·
4.952
Gösterim
Adı:
Ferzan Özpetek
Unvan:
Senarist / Film Yönetmeni / Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 yılında İstanbul'da doğdu. 1976 yılında, Roma'daki La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimi yapmak üzere İtalya'ya gitti. Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti.



1982 yılında Julian Beck birlikte ile Yaşayan Garaj'da çalıştıktan sonra " Scusate il ritardo "da Massimo Troisi'nin ve " Son Contento " da Maurizio Ponzi'nin asistanlığını üstlendi.



Yapımcılığını Marco Risi ve Maurizio Tedesco'nun birlikte üstlendiği ilk filmi " Hamam ", 1997 Cannes Film Festivali'nde, " Yönetmenlerin Onbeş Günü " tarafından keşfedildi ve hem İtalya, hem de diğer ülkelerde eleştirmenlerin olduğu kadar seyircilerin de beğenisini kazandı. Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya'nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD'de gösterim imkânı buldu.



Yönetmenin ikinci filmi " Harem Suare "nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti.



Özpetek'in " Cahil Periler " i , İtalya'da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. İtalyan Sineması'nın tanınmış yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin " La Stanza del Figlio " ve Giuseppe Tornatore'nin " Malena "sını geride bırakan Özpetek'e övgüler yağdı.



Ferzan Özpetek, 1997 yılında 34. Antalya Film Festivali'nde Hamam filmi ile "En İyi Yönetmen", 2003 yılında Karlovi Vary Festivali'nde La Finestra di Fronte ile "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen", 2004 yılında 25. Seattle Film Festivali'nde ile "En İyi Film" aynı yıl La Finestra di Fronte ile 31.Flanders Uluslararası Film Festivali'nde "Canvas Halk Ödülü" almıştır. Sanatçı halen İtalya'da yaşamaktadır.



Hamam, Harem Suare, Le Fate Ignoranti , La Finestra di Fronte, Cuore Sacro, Saturno Contro, Mükemmel Bir Gün, Serseri Mayınlar filmlerinin yönetmeni ve senaristidir.
'' Dedesi sürekli, ' Çiçeklerden ders al, ' derdi. ' Sabırlı olmayı, beklemeyi çiçeklerden öğren.' Çünkü çiçekler dondurucu kışın ardından ilkbaharın geleceğini bilirler. Sadece biraz sabırlı olmak, kendine güvenmek gereklidir.''
'' Aşk fark gözetmez. Camileri tanıdım, kiliseleri tanıdım. Erkekleri sevdim, kadınları sevdim. Hele asileri, başını dik tutarak yürümeyi deneyenleri sevdim. ''
"...temelde aşık olmayı açıklayacak bir neden yoktur. Sadece olur. Bu bir gizemin içine girmek gibidir:sınırı aşmak, eşiği atlamak gerekir. Ve orada, bu gizemde mümkün olduğunca uzun süre kalmayı denemektir."
Alınması çok güç kararlar vardır ama eğer seçimlerinde sana rehberlik eden sadece aklın değil yüreğinse, içini ferah tut; asla pişmanlık duymaz, fikir değiştirmezsin.
Birbiri için yaratılmış iki insanın karşılaşması o kadar güç ki! Dünya yanlış kişiye aşık olan, yalnız kalan, acı çeken, buruk gözyaşı döken mutsuz insanlarla dolu. Aşkın tadını bildiklerini sanırlar oysa sadece silik bir taklidini tatmışlardır.
Çünkü o zamanlar geçerli olan sadece güzellik ve cinsellik değildi; neşe, cazibe, konuşma yeteneği de aynen bugün olduğu gibi bir erkeği elde tutmak için önemliydi.
Sinema eğitimi için İtalya'ya giden Ferhan ÖZPETEK'in İstanbul' a dönüşünde iç dünyasına gezintisi , ailesi, arkadaşları, aşk seçimi tiyatro eseri tadında anlatılıyor. Eski İstanbul'u anarken yeni İstanbul'un da karmaşası unutulmadan yansıtılıyor. Bir yandan da yolu kesiştiği Anna'nın öyküsü .. Tavsiye edebileceğim bir roman, beğenileceğinden de eminim..
Kitabı bitirmeden yatmak istemedim :)
Öncelikle ferzan özpetek benim için çok kıymetli bir adam. Onu dünyada tek başına duran adamlardan biri olarak görüyorum kendimce.. karşı pencere ve kutsal yürek vaz geçemeyeceğim iki film :) ama ferzan özpetek bir yazar değil kitabı çok samimi bir gunce gibi yazmış araya katılan Anna ise biraz zorlama bir karakter olmuş sanki kitap gibi olması için araya serpiştirilmiş bir karakter :) yinede keyif alarak okudum.. bu adamı biraz olsun seviyorsanız okumalısınız
Sevgiyle kalın :))
Ferzan Özpetek şu sıralar aklımı fazlasıyla meşgul eden birisi. Hayatı, filmleri, kitapları. Bulduğu aşkı. Kendi hikayesini anlattığı için kurgu yok diye okudum. Ta ki kitabın son kısmına gelene kadar. O zaman anladım kitapta kurgu da olduğunu. Kahkahalarla güldüğüm yerler de oldu, kızdığım satırlar da. Herkesin herkesi olduğu gibi kabul ettiği, aile gibi oldukları arkadaşlıklarına imrendim. Bu kitabı okumak eğlenceli bir film izlemek gibiydi.
Sürükleyici, doğru, hayatının dipleri tepeleri anlatan, ayrım yapmayan bir kitaptır.
Ferzan Özpeteğin tüm filmleri büyük keyfimle seyrettiğim için, kitabını da merak ettim ve diyebilirim ki, keşke iki üç kat daha kalın olsaydı ve keyifli okumam daha uzun sürseydi.
Çok değerli bir yapıt, tabiki anlayana!!!
Ferzan Özpetek'in okuduğum ilk kitabı.Biyografisinden anladığım kadarıyla yönetmenlikte ki başarısı bu alana da yansımış.Bir kadın ve bir adamın ağzından bölümler halinde yansıtılmış bir İstanbul hikayesi.Aslında hikayenin baş kahramanıda İstanbul.Maziyle güncel arasında tatlı bir geçit bulmuş ve canı istedikçe gidip gelmiş eskiye ve yeniye.Özgür ve çokta cesur anlatımı.Harika da gözlemleri var.Hikaye de güzel.Aşk ve hümanizm ön planda.
"Bir kutu kitap"ın Mayıs ayında gönderdiği kitabın yazarına bakınca aklıma önce (isimleri benzettim sanirim) Ferhan Şensoy geldi ama yazarın resmini görünce alakasız kişiler olduklarını anladım:)
Kitabı okurken çok sıkıldığım yerler oldu. Eşcinsellik üzerinde çok durulmuş olması bunun sebebi olabilir. Romantik bir sahneyi anlatırken benim kafamda erkek ve kadın canlanırken aslında sonradan anlıyorum ki anlattığı iki erkeğin aşkıymış. Sonra da toparla toparlayabilirsen.
Yazarın anlattığı tamamıyla kendi hayatımı onu tam anlayamadım. Ama kitapta anlatılan dostluklar ve aşk oldukça samimi geldi. Kitabın son kısmı duygulandırdı. Bir kişi için herkesten ve herşeyden vazgeçmek çok zor bir şey olsa gerek.
Kitap içerisinde çok güzel cümleler vardı ki onları da alıntılamaya çalıştım.
Kitabı iyi ki okumuşum diyemiyorum ama okuduğuma da pişman değilim diyelim :)
Dikkat Spoiler içerir!
İstanbul Kırmızısı filminin konusunu araştırırken bir anda kitabının olduğunu öğrendim. Bu yüzden de ilk kitabını okumak istedim. Filmin çıktığı sıralarda ise aldım kitabı okumaya başladım.

Kitapta da İstanbul fonunda tesadüflerle kesişmiş iki hikaye söz konusu. İki akış da Ferzan Özpetek’in hayatından izler taşıyor.

Kitap uçakta başlıyor. Romanımızın kahramanları Roma'dan İstanbul'a doğru yolculuk yaparlar. İstanbul Kırmızısı'na doğru...

Kitabın kapağında annesinin fotoğrafını kullanan Ferzan Özpetek, kitabın isminin İstanbul Kırmızısı olmasının sebebini ise; "Kitabın ismi annemin benden istediği kırmızı ojeden geliyor. Ama aslında içinde bir sürü kırmızılar var. Kitabı okuyanların içinde bulacağı kırmızılar bunlar. Kitabı yazarken bu arada Gezi olayları oldu mesela ve orada kırmızılı kadın vardı. Bir de İstanbul’da benim evimden gördüğüm İstanbul’un mavi ile kırmızıya karışan bir gökyüzü vardır. Aslında İstanbul’u hep mavi olarak düşünürüz. O kırmızının, o gökyüzüne karışması benim çok hoşuma gider hep." diyerek açıkladı.

Kitabımızdaki ilk karakter yazarın yani Ferzan Özpetek'in kendisidir.Ferzan Özpetek, İtalya'ya gitmeden önceki anılarından kesitleri okuyucusuna sunar. Özellikle de aşk tercihinden dolayı babası ile çatışmasını...

Türkiye’de burjuva bir ailede doğup büyümüş ve İtalya’da sinema eğitimi almış. Kitapta annesine yaptığı ziyaret Gezi olaylarının etkisi ile de uzamış ve biraz da geçmişiyle iç hesaplaşmasına dönüşmüş.

Diğer karakter ise Anna. Eşi ve bir diğer çift ile hem turizm hem de ticaret için Türkiye’ye yaptıkları ziyaret, trajik bir kazayla boyut değiştiriyor. Bu kaza sonrasında eşinin kendisini aldattığını öğrenen ve kalıpların arasına sıkışmış olan kadın, bütün fazlalıklarından kurtulup gene Gezi olaylarının fonunda kendi iç yolculuğuna başlıyor.

Ferzan Özpetek filmlerinde olduğu gibi ilk yazdığı kitabında da iç sorgulamalar, kendini teslim etme gibi konulara değinmiştir. Bu seferki farkı bu kitabında kendisinin de aynı yollardan geçtiğini, önemli olanın bu yollardan kendini tanımanın olduğunu vurgular.

Kitabın sonunda iki karakterimiz bir partide karşılaşırlar ve düğüm çözülür.

Okurken yüzümde tebessüm oluştu. Bazı yerlerde buruk bazı yerlerde ise bu buruk tebessümüm kendini yazılara teslim etti. Kitabı bitirdiğimde Ferzan Özpetek ile yan yana oturup sustuk. belki de bu kitap için yapılacak en güzel tanım: "Anılarla susmak."
Bu kitabın filmini seyredip öyle okumasaydım bazı parçalar beynime oturmayabilirdi ya da önce filmini seyretmiş olmam dezavantaj olabilirdi, bilemiyorum. Kitabın dili oldukça akıcı hele ki Çayyolu metrosunda okumaya çalışırken daha rahat odaklanıyorsunuz. Acaba bu olayın sonucu nereye gidecek, yazar ile kadının yolu nasıl kesişecek diye kendi kendime sorarken bir bakmışım kitabın sonuna gelmişim.. Şimdiyse oturdum kitap biraz daha devam etmeli miydi yoksa böyle tadında mı kaldı, bunu düşünüyorum.
Aşkı öylesine güzel öylesine naif anlatıyor ki kendinizi müthiş hissettiriyor. Yer yer aşık olmak, aşık iseniz de daha fazla sevmek istiyorsunuz. Aşk,Tutku,kent,bireylerin anlatıldığı biten hayatların, yeniden başlayan serüvenlerin, değişen fikirlerin anlatıldığı Ferzan Özpetek kitabı. #öncekitapsonrafilm
Edebi dil yönünden zayıf, olay örgüsü ve akıcılık bakımından bir yönetmene göre başarılı sayılabilecek bir deneme. Çerezlik olarak nitelenebilecek bir kitap. Özellikle İstanbul'da yaşayanlar için yürüdüğünüz sokakları, her gün kullandığınız yolları farklı bir anlatımla dinlemek güzel hisler yaratıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ferzan Özpetek
Unvan:
Senarist / Film Yönetmeni / Yazar
Doğum:
İstanbul, 1959
1959 yılında İstanbul'da doğdu. 1976 yılında, Roma'daki La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimi yapmak üzere İtalya'ya gitti. Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti.



1982 yılında Julian Beck birlikte ile Yaşayan Garaj'da çalıştıktan sonra " Scusate il ritardo "da Massimo Troisi'nin ve " Son Contento " da Maurizio Ponzi'nin asistanlığını üstlendi.



Yapımcılığını Marco Risi ve Maurizio Tedesco'nun birlikte üstlendiği ilk filmi " Hamam ", 1997 Cannes Film Festivali'nde, " Yönetmenlerin Onbeş Günü " tarafından keşfedildi ve hem İtalya, hem de diğer ülkelerde eleştirmenlerin olduğu kadar seyircilerin de beğenisini kazandı. Uluslararası alanda başarı sağlayan film, İtalya'nın yanı sıra, İngiltere, Fransa, İskandinavya, Almanya, Hollanda, Japonya ve hatta " nüfuz edilmesi çok güç " olarak tarif edilen ABD'de gösterim imkânı buldu.



Yönetmenin ikinci filmi " Harem Suare "nin çekimlerine 1998 yılında başlandı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı olarak gerçekleştirilen film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin " Selection Officielle " kategorisine seçildi ve gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları elde etti.



Özpetek'in " Cahil Periler " i , İtalya'da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. İtalyan Sineması'nın tanınmış yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin " La Stanza del Figlio " ve Giuseppe Tornatore'nin " Malena "sını geride bırakan Özpetek'e övgüler yağdı.



Ferzan Özpetek, 1997 yılında 34. Antalya Film Festivali'nde Hamam filmi ile "En İyi Yönetmen", 2003 yılında Karlovi Vary Festivali'nde La Finestra di Fronte ile "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen", 2004 yılında 25. Seattle Film Festivali'nde ile "En İyi Film" aynı yıl La Finestra di Fronte ile 31.Flanders Uluslararası Film Festivali'nde "Canvas Halk Ödülü" almıştır. Sanatçı halen İtalya'da yaşamaktadır.



Hamam, Harem Suare, Le Fate Ignoranti , La Finestra di Fronte, Cuore Sacro, Saturno Contro, Mükemmel Bir Gün, Serseri Mayınlar filmlerinin yönetmeni ve senaristidir.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 277 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 96 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları