Hayatım boyunca kalbimin daha hızlı attığı, sevinçten öleyazdığım başka bir an olmadı. O an aşkın insanı sevinçten öldürebilme gücü olduğunu düşündüm. Şu anda aşktan ölsem ne güzel olur diye düşündüm. Aşkla ölüm aynı cümlede birbirine çok yakışıyor diye düşündüm.
Memleketin bütün erkekleri şimdi olduğu gibi o zamanlar da aynı çelişkiyi yaşıyordu. Çıktıkları kızlarla yatmayı deli gibi istiyorlar, yatmayanları masumiyet timsali olarak görüyorlar, yattıklarını da bir anda yere indiriyorlardı. Ataerkil düzenin icat ettiği, genç yaşlı bütün erkeklerin elbirliğiyle işlettiği bu sistemi en azından bazı kızların reddetmesi milenyumu buldu. O zamanlar artık genç kız değildim, yaşını başını almış, hâlâ E.'ye âşık bir genç kadındım ve öğrencim olan kızların bu özgürlükçü tutumlarına hayranlık duyuyordum. Erkeklerin çok büyük çoğunluğu ataerkil düzenin elinde kendilerinin de oyuncak olduğunu, kendilerinden beklenen güçlü, zengin, "alfa" erkek olma başarısını gösteremezlerse toplumun aşağı kademelerine itildiklerini anlamadan, biz niye bu haldeyiz diyemeden hayatın acımasız darbelerine maruz kalıp hesabını kadınlardan soruyorlar.
Tahayyül edilen İslami düzen, çoğunlukla Batı kapitalist düzeninden farklılığı üzerinden betimlenmekte; sonra da Batı kapitalizmi bencil bireylerin para kazanma içgüdülerine dayanan ve gerek zengin ile yoksul gerek kapitalist ile işçi arasında çatışma ve zıtlaşmalarla dolu bir düzen olarak tanımlanmaktadır. Kapitalist ekonominin özgül niteliği olan daimi gerilim, devlet müdahalesini gerektirir ve ekonominin kendiliğinden işleyişini bozar. Bu yüzden kendi çıkarını gözeten bireylerin eşitsiz ve adaletsiz bir toplum yaratacağı belirtilerek bu durumun bireysel özgürlüğü sınırlamak için keyfi ve yapay önlemler alınmasına yol açtığı dile getirilmektedir. Ancak kültürel normlar ve kurumlar temelinde işleyen bir ekonomi toplumsal yozlaşma ve baskıcı devlet müdahalesinin getirdiği tehlikelerden uzak kalabilecek toplumsal ilişkileri garantileyebilir. Bu anlamda homo lslamicus'un dünyası homo brutalisin (zalim insan) kapitalist dünyasına alternatif olarak sunulur. Homo lslamicus'un ahlaki temelleri ve kişisel ve enformel nitelikli karşılıklılık ilişkilerinin kurumsal çerçevesi üzerinden işleyen bir İslami ekonomi tasavvuru, bu sebeple Batı kapitalizmine karşı eleştirel bir konumla el ele gider. Sosyoekonomik ilişkileri düzenleyen formel mekanizmaların karşısında konumlandırılan dini doktrinin biçimlendirdiği enformel davranış kurallarının önemi, eşitlik kavramının içeriğini de belirler.
Pek çok geç sanayileşen ülkede olduğu gibi Türkiye'de de otoriterliğin ve yolsuzlukların tarihsel mirası, gerek sendikalar gerek geleneksel siyasi örgütlenmelerle ilgili yaygın bir hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Ama Türkiye bağlamında, 1980 darbesi neticesinde mevcut siyasi parti yapılarının dağılması ve hem siyasal temsiliyette hem sendikal faaliyette kısıtlayıcı yasa değişiklikleri yapılması da, geleneksel siyasi faaliyet biçimlerine alternatif olarak sivil inisiyatiflere gösterilen ilginin artışında rol oynamıştır.