Türkiye'nin "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle" olduğu fikri cumhuriyet rejiminin ilk dönemindeki ideolojik ortamın başka bir önemli unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyetçi olmaktan ziyade komüniteryen olarak nitelenebilecek bu toplumsal tahayyül doğrultusunda, ekonomik kaynaklı çıkar çatışmaları ve etnik köken veya toplumsal cinsiyet farkları yer bulamıyordu.Sanayi proletaryasının gelişimiyle ortaya çıkabilecek potansiyel sorunlar konusundaki siyasi endişeler, küçük köylü tarımına dayalı kırsal ekonominin çözülmesini önleyici politikalara yol açıyor, bu siyasi yönelim ile yeni doğan sanayi sektörüne emek tedariki ihtiyacı arasındaki gerilimler görmezden geliniyordu.