Mustafa

Mustafa
@Rust
rodion kuluna da de.
Rejisör ün rejisörüyüm.
lisans
Antalya
305 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Dilara Dilemma da bana en çok resimden, ressamlardan bahsediyordu. Büyük sanat eserlerinin tadma varmamızın önündeki en zorlu engelin, alışkanlıklarımızı ve önyargılarımızı değiştirmek konusundaki isteksizliğimiz olduğunu söylüyordu. 1800'lü yılların ikinci yarısına kadar yapılan resimlerde koşan atların, dört ayakları da havada, yay gibi gerildiği görülürmüş. Theodore Gericault'un Epsom At Yarışları adlı tablosu, bunun ünlü örneklerinden biriymiş. 19. yüzyılın sonlarına doğru, atların koşarkenki her hareketinin anbean fotoğrafı çekilmeye başlandığında, hiçbir zaman dört ayaklarının da birden havada olmadığı anlaşılmış. Ressamlar, atların uçtuğu resimler yapmayı bırakmışlar ve bu da resim severleri ve eleştirmenleri huzursuz etmiş... Resim sanatı renklere ve biçimlere dair basmakalıp hükümlerimizi tahrik ederek bizi kendi içimizde cereyan eden bir maceraya sürüklermiş. Kalp resmi ile insan kalbi hiç de birbirine benzemiyormuş. Yıldızların da köşeleri filan yokmuş. Diyelim bir kadının resmi, cazibesini o kadma borçlu olmama- lıymış. Aksi takdirde sanatın salt taklitten ibaret, yavan ve hattâ soysuz bir şey olmasından kaçınılamazmış. Kadının biçimi ve özü ile kadının resminin biçim ve özü ayrı düzlemlere ait olgularmış. Dilara Dilemma'nın söylediğine göre, Picasso İspanya'nın güneyinde bir evi beğenmiş ve evin bir resmini yapıp sahibine vermiş; karşılığında da evi almış!.. Türk resminin atası Şeker Ahmet Paşa, Colona Körfezinde karaya oturmuş bir gemiyi kurtarmış!.. 26 yaşında resim yapmaya başlayıp 36 yaşında da intihar eden Van Gogh, bu süre zarfında 800'den fazla resim yapmış... "Yaşlı" Pieter Bruegel, yaptığı her resme eşlik edecek bir şiir yazarmış... Matisse'in Bateau [Gemi] adlı tablosu, 1961'de New York'taki Modern Sanat Müzesi'nde, bir yanlışlık sonucu iki ay
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Bir erkeğin hayatında, yenilgiyi kabul eder gibi yaparak zafere ulaştığı anlar vardır. Bu gerçi kadınların tarzıdır, fakat nadiren erkeklerin de başvurduğu bir yöntemdir... Aylar sonra yakayı ele verdim. Çünkü durum bunu gerektiriyordu. İbrahim Kurban 14'lüyü kafama dayadığında içimden "Bravo Habip Beyciğim, gene başardınız!" dedim. Kendime "siz" diye hitap ederim. Saygınlığın ilk kuralı budur. Kendinizle aranıza mesafe koymazsanız, başkalarından bunu bekleyemezsiniz."
Bir erkeğin hayatında, ömür billah minnettar kaldığı bir ustası vardır. Benim ustam Prof. Dr. Umur Samaz'dı. Rahmetli, olağanüstü bir insandı. Uluslararası ilişkiler uzmanıydı. Bunun yanında, her şeyi bilirdi. Botanik, pullar, deniz savaşları, resim, kriminoloji, Varoluşçuluk, ekonomi, diş macunu, fizik, arıcılık, heykeller, astroloji, yapay zekâ, efsaneler, Nazizm, demiryolları, şifalı bitkiler, elektronik, tiyatro, jeoloji, polisiye, tasavvuf, ormancılık, Rönesans, epistemoloji, eski uygarlıklar, zehirli böcekler, paranormal olaylar... Bütün önemli adamlar gibi o da klasik müzik dinlerdi."Engeller, gözünüzü hedeften ayırdığınız zaman karşınıza çıkan korkunç şeylerdir" gibi laflar ederdi. Ona göre iyi bir yüzücü, gülle de atabilmeliydi; bir kimse uçak kullanabiliyorsa, uçaksavarla isabetli atışlar da yapabilmeliydi; satranç şampiyonları tango yapmalı, kimyagerler fil terbiye etmeli, keman virtüözleri veterinerlik yapabilmeli, beyin cerrahları arkeolojiden anlamalıydı. Amatörlüğe gösterilen sempatiyi hor görürdü.
'Deli, dostunu bulamayan kimsedir. Yalnızlık, deliliğin hammaddesidir. Bir muhatap bulunca, deliliğin çemberinden çıkarız. Mesela kendimi mum sanıyor olsaydım ve biri de cereyanlar kesilince beni yaksaydı, delilikten yırtardım. Yine de insan istiyor ki, bir kişiyle olsun bu 'kalpteki sır', daha doğrusu 'kalbin sırrı' konusunda anlaşabilsin. Birisi ''Evet'' desin, ''Seni anlıyorum. Aynı dert bende de var.
Tüm umudumu hayırlara vesile olan aksaklıklar, 12'den vuran yanlış anlamalar ve sorunları halleden hatalara bağladım.