Fotoğraflar, binde bir sahibine benzer.Bu da doğal bir şeydir, çünkü orijinalin kendisi, yani bizden herhangi biri, binde bir kendine benzer, insan yüzü pek nadir anlarda esas çizgisini, asıl tipik ifadeseni taşır.Bir resssam yüzü inceler, onun esas ifadesini, resim yaptığı anda yüzde hiç görmese bile, yine tahmin eder.Fotoğraf ise insanı olduğu gibi yakalar, hem pek münkündür ki bazı anlarda Napolyon budala, Bismarck da sefkatli bir yüzle çekilebilir.
Birisine size ne yapmanız gerektiğini söylemesi için para ödüyorsanız, kaybettiniz demektir. Bu psikiyatrınızı, psikologunuzu, borsacınızı, sanat tarihi öğretmeninizi ve vesairenizi de kapsar.
“… insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.”
Burada, ikinci katta Macintosh’umla mutluyum şimdi. Dostumla. Ve radyoda Mahler çalıyor; kolaylıkla süzülen, büyük risklere giren bir müzik. Risk gereklidir bazen.