insan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. onu beslemek, yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın. daha iyisinin icat edilmemiş olmasına inanmak istemiyor insan. daha az ihtiyaçları olan daha az vakit kaybettiren bir şey icat edebilirdik.
...bir düşün. dedi Tyler. Mağaza vitrinlerinin yanından geçerek geyiklerin izini sürüyorsun. Askılar dolusu şık elbise ve smokin oldukları yerde küflenip kokuşuyor. Ömrünün geri kalanı boyunca deri giysiler giyiyor ve Sears kulesi'ni sarmalayan sarmaşıklara tutunarak yukarı tırmanıyorsun. Fasulye filizine tırmanan masal çocuğu gibi o azgın nemli bitki örtüsü içinden kendine yol açarak tepeye çıkıyorsun. Ve hava o kadar temiz ki, aşağı baktığında, ağustos sıcağında yüzlerce kilometre uzanıp giden terk edilmiş sekiz şeritlik dev bir otoyolun boş emniyet şeridine geyik eti seren ve mısır öğüten minicik insanlar görüyorsun.
İki senedir her kucaklaşma vaktinde benim kollarımda ağlamış olan chloe artık bir ölü; toprağın altında ölü ölü yatıyor; bir şişenin içinde, bir mozolede, krematoryumdaki bir bölmede ölü ölü duruyor. tanrım, bugün bin bir düşünce içinde kendini oradan oraya sürüklerken, yarın soğuk gübreye, solucanlar için açık büfeye dönüşebileceğinin kanıtı işte. ölümün inanılmaz mucizesi bu.
Uçak yere inerken tekerlerden biri güm diye piste konar; ama uçak yana doğru yatar ve toparlanayım mı yoksa takla mı atayım diye bir an kararsız kalır ya, işte o anda zevkten içim geçer. Çünkü o anda hiçbir şeyin önemi yoktur. Yukarıdaki yıldızlara bak, hop, gittin bile. Bagajın önemsizdir. Her şey önemsizdir. Ağzının kokması önemsizdir. Dışarısı karanlıktır ve türbin motorları homurdanarak ters yönde döner. Uçak kabini türbinlerin homurtusu eşliğinde yanlış açıyla yan yatmıştır ve sen bir daha asla masraf formu doldurmak zorunda kalmayacaksındır. Yirmi beş doların üstündeki harcamalar için satış fişi ibraz ediniz. Bir daha hiç saç tıraşı olman gerekmeyecektir. Bir güm sesiyle ikinci teker de asfalta konar. Peş peşe açılan onlarca emniyet kemerinin çatır çuturundan sonra, az kalsın yanında ölmüş olacağın tek kullanımlık arkadaş der ki: Umarım işlerin rast gider. Sağ ol, umarım gider. Anınızın ömrü işte bu kadardır. Ve hayat devam eder.