Aslında, José Arcadio Segundo, aileden biri değildi. Albay Gerineldo Márquez'in bir şafak vakti onu alıp kışlaya götürdüğü günden beri José Arcadio Segundo, ailesinden kopmuştu. Albay onu sanki bir idam hükmünün infazını seyretsin diye değil de, kurşuna dizilen adamın acıklı ve bir bakıma alaylı gülümsemesini ömrü boyunca unutmasın diye oraya götürmüştü. O kurşuna dizilme olayı José Arcadio Segundo'nun yalnızca en eski anısı değil, çocukluğundan kalan tek anıydı.
Yalnızlık, anılarını ayıklamış, yaşamın yüreğinde biriktirdiği özlem dolu süprüntüleri yakmış, geriye en acı anıları bırakarak onları arıtmış büyütmüş, sonsuzlaştırmıştı.
"Güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar. Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor. Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar; neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için."