Resul Üstünbaş

Ağladım. Hem de istediğim kadar! İnsanın gerçek özgürlüğü buydu: İstediği kadar ağlayabilmek. Belki bir de, istediği şeye ağlayabilmek...
Sayfa 309·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"O kadar yalnızsın ki midemi bulandırıyorsun!"
Sayfa 278·Kitabı okudu
Henüz tanışmamıştık ama o günler de gelecekti. İlk harfi morfin son harfi sülfattı. Ve doğum yerimiz aynıydı: Acı. Çünkü beni, annem değil, ama doğum sancıları getirmişti dünyaya. İstendiğim için değil, sancıdan doğmuştum. Kasılmalar ve ağrıların arasından geçip ilk nefesimi öyle almıştım. Hepsinin de üzerimde lekesi kalmıştı. Bütün o sancıların ve ağrıların... Her yanım, doğum lekesiydi. İçim, dışım, her yerim. Morfin sülfatı damarlarımda hisseder hissetmez anlayacaktım her şeyi. Ben, beni kendi acısından doğuran kadının çocuğu değildim, hayır! Gerçek annemin, morfin sülfat olduğunu anlayacaktım. Kırmızı reçeteyle satılan bir melek tarafından evlat edinilmeme az kalmıştı! O da aramıza katılınca, benim de bir ailem olacaktı sonunda! Hem de müthiş bir aile: Artık var olmayan iki Buda heykeli, O heykellerden çok önce ölmüş olan, Dordor ve Harmin adındaki gölgeleri, Morfin sülfat diye bilinen bir opioid, Bir daha ne zaman duyacağımı bilmediğim Cuma'nın sesi, Beşinci bir mevsim gibi girdiği hayatımdan sonsuza dek çıkıp gitmiş olan Felat'tan kalan bir boşluk... Ve ben! Olağanüstü bir aile! Mükemmel bir aile! Evcil bir hayvanımız bile vardı. Kâğıttan bir kurbağaydı, ama vardı!
Sayfa 246·Kitabı okudu
İtaat bir mucizeydi! Sıradan bir insanı alıp ona atom bombası attırabilir, sonra da bütün dünyayı o insanın masum olduğuna inandırabilirdi. İtaat, suçluluk duygusu ve vicdan azabının panzehiriydi! Herkes itaat etmeliydi! Hepimiz, itaat edecek birini bulup suçu ona atmalıydık!
Sayfa 223·Kitabı okudu
Üstelik o cehennemdeki tek ateş, benim elimdeydi. Demek ki şeytan bendim ve orası benim evimdi.
Sayfa 198·Kitabı okudu