"Kim bağışlayacak?"
"Kimbilir? Burada artık ne Tanrımız, ne O'nun oğlu, ne de kutsal ruh olmadığına göre, bağışlayacak kimdir? Bilmem."
"Artık Tanrın yok mu?"
"Yok arkadaşım. Kesinlikle yok. Eğer Tanrı olsaydı, benim şu gözlerime gördüklerimin olmasına izin vermezdi. Bırak, onların olsun Tanrı."
"Açıkçası dine inanarak yetiştirildiğim için O'nu özlüyorum. Ama şimdi insanin kendisine karşı sorumlu olması gerekiyor."
"Öyleyse adam öldürdüğün için seni bağışlayacak olan yine sensin."
"Kramptan da nefret ederim" diye düşündü. "İnsana bundan büyük zulüm olur mu? Eksimiş yemek yese insan ishal olur, haydi haydi kusmak ister. Bu durum adamın onuruna dokunan, başkalarından utandıran bir iştir. Ama bu uyuşma,bu kramp yok mu, insanı kendi nefsinden utandıran, kendi nazarında küçük düşüren kötü bir acz, bir calambre be.
Düşünün: Karşılıklı istemeyince cinsellik yok, tecavüz yok. İnsan dışındaki memelilerde olduğu gibi birleşme ancak karşılıklı istek ve davet sonucu gerçekleşebiliyor; aksi taktirde mümkün olmuyor. Baştan çıkarma mümkün, ama son derece iyi zamanlaması gerek.
Hakikati söyleyen tek bir ses donanmalardan ve ordulardan daha büyük bir güçtür, zamanı varsa tabii; bol bol zamanı; ama zaman Ekumen'de en bol olan şey...