Gecenin karanlığında diz çöküp dua ettik,
Bir cesedin yasını tutan biz deliler!
Gece yarısı görünen titrek kuştüyleri
Cenaze alayındaki çiçekler gibiydi:
Süngerdeki ekşi şarap ise
Sanki pişmanlığın lezzetiydi.
O ise uzandı, hayallere dalmış gibi,
Yeşil, serin bir vadideydi sanki,
Onu uyurken görenler
Bir türlü anlam veremediler,
Bir insan nasıl böyle rahat edebilirdi
Bu kadar yakındayken celladın nefesi.
Ne ellerini ovuşturdu, ne gözyaşı döktü,
Ne etrafına bakındı, ne hasretle bitap düştü,
Yalnızca havayı içine çekti, sanki
Havada bir şifa, bir derman varmış gibi;
Öylece ağzını açtı, ve içti güneşi
Güneş sanki şarapmış gibi!