Isırgan bile Tanrı 'nın içinde soluk alır ve oraya sere serpe yayılır; bir tek birey soluksuz kalır orada, onu yaratılışta benzersiz olmaya, kaderine razı sürgün ve gönüllü cehennemlik gibi bir çehre sergilemeye teşvik eden de bu soluksuz kalma isteği değil midir?
Eğer insanın içinde en ufak bir ebediyet istidadı olsaydı, bilinmeyene, yeniye, tahlil iştahının getirdiği yıkımlara doğru koşmak yerine, yakınlığı içindeyken inkişaf ettiği Tanrı ' yla yetinirdi....