Rüveyda

Altdudağını ısırırken gözleri kocamandı. "Benimle neyi ne ka­ dar paylaşmak istersen kabul ediyorum. Açması bir şey mi bu?"
Sayfa 260 - Elliot·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Yalnız yaşamak hoşuna gidiyor mu?" diye sordum. Kulağımdaki üç hızlı kalp atışı süresince tereddüt etti. "Ne kadar dürüst olmamı istiyorsun?" Ona baktım. Ah. Sanırım söyleyeceği şey beni muhtemelen parçalayacaktı ama yine de cevapladım. "Her zaman dürüst ol­manı istiyorum." "Tamam," dedi. "O zaman, yalnız yaşamayı seviyorum ama seninle yaşamayı tercih ederdim. Yalnız uyumayı seviyorum ama yatağımda olmanı isterdim." Dudaklarının üzerinden parmağını geçirdi, sonraki sözlerini düşünüyordu, konuştuğunda sesi daha alçak ve sessiz çıktı. "Şükran Günü'nde arkadaşlarımı ağırlamayı seviyorum ama sadece ikimiz olmayı, çift olarak ilk Şükran Günü'müzü geçirmeyi, kemiğinden hindi yemeyi, birlik­te yerde sarılmayı tercih ederdim."
Sayfa 206 - Elliot to Macy·Kitabı okudu
"Eminim, o fae hileleriyle evlilik yeminlerinden kurtulmanın bir yolunu bulabilirsin.” “Hayır. Bunu yapamam.” “Neden?” “Çünkü bu bir ihanet olur.” “Kime karşı?” “Kalbime karşı.” Söylediği kelimeler aramızda asılı kalıp beni susturdu. Yalvarır gibi bana bakıyordu. “Nasıl göremiyor­sun, Gemma?”
Sayfa 318 - Elliot to Gemma·Kitabı okudu
“ Sen beni hiç sinirlendirmezsin ki,” dedi. Başımı kaldırdığımda onu beni izlerken yakaladım. Sesim nefes nefese, sersem gibi çıktı. “ İkimiz de bunun doğru olmadığını biliyoruz.” Bir saniye kaşlarını çatarak beni inceledi. “ Belki canım sıkılıyor. Ama sinirlenmiyorum. ” “ Farkı ne?” diye sordum. Gözlerini bacaklarıma kadar indirip yeniden yukarı baktı. “Sinirlendiğinde o kişinin etrafında olmak istemez­sin.” Çenesini, pek de başını sallamaya benzemeyen bir şekilde sola yatırdı. “ Ben hep senin etrafında olmak isti­yorum.”
Sayfa 235·Kitabı okudu
Another flash of memory: me, kneeling on the ground, atop the comforter Wyn’s dragged to the floor. Arms up, baby, he says gently. He peels the ruined white T-shirt over my head, runs a cool washcloth over my collarbones, collecting what’s left of my mess. I can barely keep my eyes open. Did you get me the shirt about the rodeos? The I’ve been to so many fucking rodeos shirt? I got it, he says. Arms back up. I must not lift them high enough, because his rough palms catch the undersides of my biceps and ease them over my head. Then the butter-soft fabric is being tugged down around me, pooling against the tops of my thighs. I love this shirt, I grumble. I know, he says, sliding my hair out from under the collar. That’s why I brought it. Now go to sleep.