📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzünden akan ter, eskiden bütün teri emen sakallarını neredeyse özlemesine sebep oluyordu. Neredeyse, çünkü sakalının hepsini kestiği gün Jo hoşuna gittiğini söylemişti.
"Yardım edeceğimi söyledim." Adam parşömene uzandı, alırken kolu neredeyse Jocasta'nınkine değiyordu. Adamın vücudundan yayılan ısı, Jocasta'nın yan tarafını yaktı ve birdenbire düşünebildiği tek şey ondan uzaklaşmak oldu.
"Hayır, lütfen yapma," deyiverdi. Flynn'in onu asla öpmeyeceğini gayet iyi bilmenin mutsuzluğu, onun öpüşme mesafesinde olmasının hazzına ağır basıyordu.
Flynn, ellerinde yarısı açılmış parşömenle donakaldı. Jocasta tuhaf bir şekilde ona döndü. Kalbini parçaladıktan sonra onunla eve yürümeyi teklif ettiğinde ağzından çıkan sözlerin aynılarının çıktığını hatırlamadığını ummak fazla mı olurdu?
Flynn'in yüzünden bir huzursuzluk geçti. Parşömeni bırakıp geriledi.
Hayır, hatırlıyordu.
Jocasta yeni parşömenlere dönüp rastgele birini aldı. Elleri titriyordu. Artık Flynn'le ilgili ne düşüneceğini bilmiyordu. Tek bildiği, bu boyun eğmeyen kalp sızısı ile altı yıl daha yüzleşemeyeceğiydi.
"O zaman... ben seni yalnız bırakayım." Flynn'in sesi giderek uzaklaşırken çizmeleri taşlara sürttü.
Titremesi kesilene kadar sırtı kapıya dönük durdu. Flynn'in ayak sesleri yok olur olmaz masanın başına oturdu ve oturduğu yerde ayaklarını soğuktan korumak için yepyeni, yastıklı bir ayak taburesi buldu. Buraya tek gelen uydu, yani tabureyi Flynn yapmıştı.