Rüveyda Yılmaz

"Gerçekleştiremeyeceği bir hayali kovaladığı için hiçbir gününden tat alamadığını da söylemişti. Bu da doğru. Yine de, eğer hayallerimizin peşindeyken mutlu olabiliyorsak, bu onu peşinde koşmaya değer kılmaz mı?"
Sayfa 241·Kitabı okudu
Reklam
"Sizin bahsettiğiniz şey gelişimin temeli. Tam olarak şu anda var olabilmek. Yaptığınız şey bu." "Gelişim mi?" "Herkes anı yaşa der ya. Söylemesi kolay, anı yaşamak ne demek ki? Esasen anı yaşamak, şu anda yaptığımız şeye tüm kalbimizi vermemiz demektir. Nefes alırken sadece soluğumuza, yürürken sadece adım atmaya, koşarken sadece koşmaya odaklanmak demektir. Her seferinde tek bir şeye odaklanmak yani. Geçmişi ve geleceği unutmak." "Ya..." "İçinde olduğu anı yaşayan kişinin tutumu hayata karşı olgun bir tutumdur."
Sayfa 220·Kitabı okudu
"İnsanlar sevdiği işi yaptıklarında mutlu olurlar, o yüzden siz de ne yaparken keyif aldığınızı ve sizi neyin heyecanlandırdığını mutlaka bulmalısınız. Toplumun onayladığı işi değil, kendi sevdiğiniz işi yapın. O zaman insanların söylediklerinden daha az etkilenerek yaşayabilirsiniz. Cesur olun. Anladınız mı?"
Sayfa 212·Kitabı okudu
Jungseo, uzansa dokunabileceği kadar yakınındaymış gibi hissettiren karşı evin ışığı söndüğünde, nedense kendini iyi hissetti. O farkına bile varamadan Youngju yanına gelmişti. Bir süre dışarıyı izledikten sonra, her zamanki samimi ses tonuyla, "Çok güzel, değil mi?" diye sordu Youngju. "Evet, çok güzel" diye yanıtladı Jungseo, neredeyse fısıldayarak. Ardından içini tuhaf bir duygu kapladı. Kabul görme duygusu. Hyunam-Dong Kitabevi'ne ilk kez gittiğinde hissettiği duyguydu bu. Neden tekrar bu hissiyata kapıldığını merak etti. Buradayken bile kabul gördüğünü hissetmesi ve bu duyguya değer vermesi hem şaşırtıcı hem de üzücüydü; ancak Jungseo bu hüznün güzel bir hüzün olduğunu düşündü. Bu duygu sayesinde sorunun ne olduğunu kesin olarak anlayabilmişti.
Sayfa 162·Kitabı okudu
"Bazen akşam rüzgârı estiğinde nefes alabildiğimi hissettiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm; cehennemde rüzgâr olmadığını söylerler, o halde burası cehennem olmamalı, ne şanslıyım derim. Öyle ki günün yirmi dört saati içinde, sadece o ana sahip olarak yaşayabileceğimi hissederim. İnsanlar olarak epey karmaşık yaratılmış olsak da bazı yönlerden son derece basitiz. Yalnızca nefes almanın güzelliğini hissedebildiğim ufak bir zamana, günde bir saatliğine ya da on dakikalığına da olsa, hayatta olduğum için bunu hissedebiliyorum diye düşünebileceğim bir zamana sahip olsam yeter."
Sayfa 153·Kitabı okudu
Reklam