Bir şeylerden kurtuluyorum galiba. Kabuklardan. Alışkanlıklarımdan. Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni
Arkadaki yol şeridi uzadıkça, evden ayrılmanın tedirginliği de azalıyor bir başınalığa alıştığını duyuyordu Aydın. Yepyeniydi düşleri, eskiden, kendi adına düşlediği gelecek, nedense hep geçmişiyle bağlantılı olmuştu; baba eviyle. Oysa evden ayrılışının ilk basamağı sayılan bu tren yolculuğunda, geleceğe ilişkin düşleri, geçmişten kopuk, bağımsız uzanıyordu önünde. Konya yoktu, Denizli yoktu artık. Geriye dönmek yoktu. Emeğinde, bileğinin gücünden başka hiçbir güvencesi voktu. Önce Istanbul'da bahtını sınayacaktı bir, sonra askerlik... Bilinmedik bir serüvene atılan bir delikanlının duyabileceği gizemli seslere bıraktı kendini, trenin sallantısına kulak verdi. Arasıra sizlıyordu içi, evet