Bu denizin altı sandığın kadar masum değildir. Yaşamak için yaranman gerekir. Olmadığın birine dönüşürsün de gerçeğini unutursun. Kendi kendine sorarsın; ben, bu ben miyim yoksa önceki ben mi, diye. Cevabını da bulamazsın. Yaşadıklarını unutman oldukça zordur çünkü hep aynı meralarda dolaşırsın. Tüm anılar doluşuverir zihninin içine.
Duygularını dondurmak, kendini kaybetmekten daha az acıtıyordu. Oysa donmak şiddetin bitmesi değildi, yaşamla teması kesmenin en sessiz yolunu seçmekti. Yanmak bir son olsa da, donmak sonsuz bir erteleme haliydi ve donan hiçbir şey yeniden inşa edilemezdi.