Son zamanlarda sürekli olarak hatırımda olan kitap. Sanırım benim için bir manifesto ya da kısa bir hayat hikayesi. Aklıma gelen hatıralarım ve yaptığım davranışları sorguladığımda sonuç, hayatın arasında sıkışıp kaldığım oldu. Yaşam ve ölümün arasında kalmam. Bu kitabı da yıllar önce okumuştum hiç ara vermeden çabucak bitiverdi ve bitmesini hiç istememiştim. Çünkü iki karakter de bendim. Birisi ölüme koşuyor diğeri yaşamaya çalışıyordu. Benim de tutunacak çok az şeyim vardı fakat yine de anlamsızlıklarda kayboldum. Yani araya sıkıştım kaldım. Ne ileri ne geri. Bazen güneşin doğuşuna sığındım bazen uyandığım için yaşamam gerektiğine. Kendimden uzaklaşmak için yaptığım şeylerin sonunda (gezmek gibi) yine eve döndüğümde kendime vardım. Gezdim, eğlendim, oynadım, küfrettim... Daha da uzatılabilir liste ama bunlar kendimden uzaklaşmak içindi. Sonra anlaşılmadığımı, tanınmadığımı farkettim ve arada kaldığım şeyler daha da yaklaştı birbirine.
Sanırım çok karakterli oluşum doğmamdandı. Herkesin bana farklı seslenişinden anlamalıydım zaten.
Sanırım bir gün bu kitabı tekrar okuduğumda hayatım da sona erecek. Başına da kocaman büyük harflerle ‘MANİFESTO’ yazacağım. İşte ben buradaydım diyeceğim; yaşamla ölüm arasında. Ve işte şimdi seçmem gereken bir şey yok diyeceğim. Ne Kinyas olabildim ne de Kayra.
Bu kitap beni gösterdi bana. Hayat ve ölümün arasında sıkışmış tek bedenden oluşan iki kişiyi. Yani ben.
Neyse...
Mutluyum, bir o kadar da huzurlu. Şimdilik yaşamı seçtim ve devam ediyorum.
Şimdilik uyanmam yetiyor hayata küçük bir iple tutunmama.