İnsan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendisine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar. Hayat, o durgun, kibirli suyunda kendisine bakan bu heyulaya bakıp bakıp “Bu herhalde benim” der. Bu dert de ona yeter.
Ben, şimdi şu kalabalık caddede, herkesin içindekine bigâne ben, herkesin içimdekine bigâne kalmasına katlanarak yürüyen ben ve bunu normal bulmaya çalışarak, hayata hâlâ adapte olmaya çalışan ben, şimdi aslında yepyeniyim.
Zevk nedir ki ben alayım? Zevk zevkli bir şey olsa kim kime verir? Bir akıl vermeye, bir zevk vermeye aklım hiç yatmamıştır. Verilir belki de, bunlar gerçek hattıyla işe yarayacak şeyler değildir.