İslâm, çok açık bir şekilde yasaları belirleyenin Allah olduğunu belirlediği gibi; değerleri belirleyenin de Allah olduğunu belirlemiştir. Çünkü yaratan, işleri çekip çeviren ve rızık veren O'dur.
Ve mescit de terkedildi...
Müslümanların hayatında her zaman aydınlık merkezi olan mescid... Her türlü hayrın sembolü olan o mescid...
Orada Allah'ın adı anılır, namazlar kılınırdı... insanlar orada ilim öğrenir... Islâmî değerlere göre eğitilirler... Cihad oradan başlıyor... Ve işler orada karara bağlanıyordu...
Ev, küçüklerin yetiştiği kucaktı, mescit, büyüklerin sığındığı ocaktı... Her iki kurum sağlam temeller üzerinde yapıyı kurmak için birbirleri ile yardımlaşıyorlardı...
İslâmî anlamı ile "ev" yıkıldı. Mescid terkedildi... Böylelikle insanların İslâm üzere eğitildiği kucaklar, ocaklar yıkılmış oldu.
Mescid terkedildiği oranda sinemalar, tiyatrolar, eğlence yuvaları, fesat yuvaları dolup taştı... Ve burada insanlara: Sizin için korkacak bir şey yok, hâlâ Müslümansınız, sizler lâ ilâhe illallah demeye devam ettiğiniz müddetçe Müslüman kalmaya devam edeceksiniz, denildi.
Artık mesele: İnsanlar yasak olanı mubah görmek cesaretini nasıl görebildi, meselesi olmaktan çıkmış: Din mubah olması gerekeni ne diye yasak kılmış meselesine dönmüştü.