Saadet

Yasını tutuyorum kararttığım düşlerin Yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda Amansız bir yalnızlık üfleyen pencereler Lif lif yoluyor kahır seyyahı bedenimi Önümde, haksızlığın hesaba çekildiği Siyahın simsiyahı tanımadığı mahşer Arkamda, kare kare ömrümü belirleyen Hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler
Şiir
Zeyneb Gazzâlî isimli okura yanıt verildi
Saadet
“Karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle…”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir türkü duyulur. Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Saadet
youtu.be/C9jomvSrISg?si=...
Korowai Kabilesi: 40 metre yüksekte yaşıyorlar.
Endonezya’nın Güney Papua bölgesindeki yağmur ormanlarının derinliklerinde yaşayan Korowai kabilesi, ağaçların tepelerine inşa ettikleri evlerde yaşıyor. Bu evler 30–50 metre yükseklikte, yani yaklaşık 10 katlı bir bina kadar yüksek. Bu yükseklik yalnızca sel ve vahşi hayvanlardan korunmak için değil, aynı zamanda dünyaya ve ruhlara yakınlık gibi sembolik bir anlam taşıyor. Evler, kille sıvanmış palmiye yaprakları ve ağaç kabuklarından yapılmış çatılarla süsleniyor ve inşa sırasında çivi veya modern malzeme kullanılmıyor. Yeni bir ev tamamlandığında, aileler kutsamak için ateş yakıyor ve etrafında dans ederek ormana selam veriyor. Korowai, Peter Van Arsdale ile ilk karşılaşmanın üzerinden 50–60 yıl geçmesine rağmen hâlâ izole yaşamayı sürdürüyor. Yaklaşık 3 bin kişilik topluluk, hayatları boyunca çoğunlukla “beyaz insan” (dillerinde laleo: hayalet veya şeytan anlamına gelir) görmemiş. Kabilede yamyamlık yalnızca khakhua olarak adlandırdıkları kötü ruhlarla ilişkilendirilen özel durumlarda uygulanıyor. Khakhua, öldürmek istediği kişilerin yakınlarının kılığına girer, uykuda iç organlarını yer ve yerine kül koyar; kurban hiçbir şey fark etmez. Khakhuanın kim olduğu ortaya çıkarsa, o kişi kurban olur. Bu inanış, Korowai’nin ruhsal dünyaya bakışını ve ölümle ilişkilerini gösteriyor. Ölen kişiler genellikle ağaç evlerinin veya ormanın özel noktalarına gömülür; bazı bölgelerde ise ölüler yüksek platformlarda bırakılır, böylece ruhların topluluğa zarar vermesi engellenir ve gökyüzüne ulaşmaları sağlanır. Korowai’de ölüm, yalnızca biyolojik bir süreç değil, toplumsal ve ruhsal dengeyi koruyan bir ritüeldir. Toplumsal yapı eşitlikçidir. Merkezi bir otorite yoktur, kararlar aile ve küçük klan düzeyinde alınır. Akrabalık ilişkileri “benzerlik”ten çok, farklılık ve öteki üzerinden
Alıntı
Eniz ☭ isimli okura yanıt verildi
Saadet
Eniz ☭ Ama genel görüşte geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olanlar ve bunu sürdürenler var diyebilir miyiz? Açıkçası ben belgesellerde izlerken kesin çoğu şey kurgudur diyordum
Korowai Kabilesi: 40 metre yüksekte yaşıyorlar.
Endonezya’nın Güney Papua bölgesindeki yağmur ormanlarının derinliklerinde yaşayan Korowai kabilesi, ağaçların tepelerine inşa ettikleri evlerde yaşıyor. Bu evler 30–50 metre yükseklikte, yani yaklaşık 10 katlı bir bina kadar yüksek. Bu yükseklik yalnızca sel ve vahşi hayvanlardan korunmak için değil, aynı zamanda dünyaya ve ruhlara yakınlık gibi sembolik bir anlam taşıyor. Evler, kille sıvanmış palmiye yaprakları ve ağaç kabuklarından yapılmış çatılarla süsleniyor ve inşa sırasında çivi veya modern malzeme kullanılmıyor. Yeni bir ev tamamlandığında, aileler kutsamak için ateş yakıyor ve etrafında dans ederek ormana selam veriyor. Korowai, Peter Van Arsdale ile ilk karşılaşmanın üzerinden 50–60 yıl geçmesine rağmen hâlâ izole yaşamayı sürdürüyor. Yaklaşık 3 bin kişilik topluluk, hayatları boyunca çoğunlukla “beyaz insan” (dillerinde laleo: hayalet veya şeytan anlamına gelir) görmemiş. Kabilede yamyamlık yalnızca khakhua olarak adlandırdıkları kötü ruhlarla ilişkilendirilen özel durumlarda uygulanıyor. Khakhua, öldürmek istediği kişilerin yakınlarının kılığına girer, uykuda iç organlarını yer ve yerine kül koyar; kurban hiçbir şey fark etmez. Khakhuanın kim olduğu ortaya çıkarsa, o kişi kurban olur. Bu inanış, Korowai’nin ruhsal dünyaya bakışını ve ölümle ilişkilerini gösteriyor. Ölen kişiler genellikle ağaç evlerinin veya ormanın özel noktalarına gömülür; bazı bölgelerde ise ölüler yüksek platformlarda bırakılır, böylece ruhların topluluğa zarar vermesi engellenir ve gökyüzüne ulaşmaları sağlanır. Korowai’de ölüm, yalnızca biyolojik bir süreç değil, toplumsal ve ruhsal dengeyi koruyan bir ritüeldir. Toplumsal yapı eşitlikçidir. Merkezi bir otorite yoktur, kararlar aile ve küçük klan düzeyinde alınır. Akrabalık ilişkileri “benzerlik”ten çok, farklılık ve öteki üzerinden
Alıntı
Eniz ☭ isimli okura yanıt verildi
Saadet
Eniz ☭ Çok teşekkür ederim buna benzer kabile yaşantılarına ait belgeseller izlemiştim, ama sizin bu söylediklerinizi bilmiyordum ilk defa duyuyorum. Kendilerine ait çok farklı çok izole bir yaşamları var. Bir yandan bana tuhaf geliyor çocuklar daha iyi şartlarda yaşatılabilir mi diye düşünüyorum ama bir yandan da sizin de dediğiniz gibi onlar bizi hayalet olarak görüyor. Belkide aynı şeyi onlar da bizim için düşünüyordur. Tekrar teşekkür ederim size sayenizde yeni bir şey öğrendim ve açıkçası şaşkınım.☺️
Korowai Kabilesi: 40 metre yüksekte yaşıyorlar.
Endonezya’nın Güney Papua bölgesindeki yağmur ormanlarının derinliklerinde yaşayan Korowai kabilesi, ağaçların tepelerine inşa ettikleri evlerde yaşıyor. Bu evler 30–50 metre yükseklikte, yani yaklaşık 10 katlı bir bina kadar yüksek. Bu yükseklik yalnızca sel ve vahşi hayvanlardan korunmak için değil, aynı zamanda dünyaya ve ruhlara yakınlık gibi sembolik bir anlam taşıyor. Evler, kille sıvanmış palmiye yaprakları ve ağaç kabuklarından yapılmış çatılarla süsleniyor ve inşa sırasında çivi veya modern malzeme kullanılmıyor. Yeni bir ev tamamlandığında, aileler kutsamak için ateş yakıyor ve etrafında dans ederek ormana selam veriyor. Korowai, Peter Van Arsdale ile ilk karşılaşmanın üzerinden 50–60 yıl geçmesine rağmen hâlâ izole yaşamayı sürdürüyor. Yaklaşık 3 bin kişilik topluluk, hayatları boyunca çoğunlukla “beyaz insan” (dillerinde laleo: hayalet veya şeytan anlamına gelir) görmemiş. Kabilede yamyamlık yalnızca khakhua olarak adlandırdıkları kötü ruhlarla ilişkilendirilen özel durumlarda uygulanıyor. Khakhua, öldürmek istediği kişilerin yakınlarının kılığına girer, uykuda iç organlarını yer ve yerine kül koyar; kurban hiçbir şey fark etmez. Khakhuanın kim olduğu ortaya çıkarsa, o kişi kurban olur. Bu inanış, Korowai’nin ruhsal dünyaya bakışını ve ölümle ilişkilerini gösteriyor. Ölen kişiler genellikle ağaç evlerinin veya ormanın özel noktalarına gömülür; bazı bölgelerde ise ölüler yüksek platformlarda bırakılır, böylece ruhların topluluğa zarar vermesi engellenir ve gökyüzüne ulaşmaları sağlanır. Korowai’de ölüm, yalnızca biyolojik bir süreç değil, toplumsal ve ruhsal dengeyi koruyan bir ritüeldir. Toplumsal yapı eşitlikçidir. Merkezi bir otorite yoktur, kararlar aile ve küçük klan düzeyinde alınır. Akrabalık ilişkileri “benzerlik”ten çok, farklılık ve öteki üzerinden
Alıntı
Eniz ☭ isimli okura yanıt verildi
Saadet
Hocam peki dış dünyadaki yaşamdan haberdarlar ama kendilerini soyutluyorlar mı, yoksa haberdar değiller mi? Gelenekleri inanışları o kadar farklı ki çok şaşırdım.