Aşk, söylendiği kadar basit bir duygu değil aslında.
Birden yediğin tüm yemeklerin,
içtiğin suyun bile tadının değiştiği,
daha bi güzelleştiği bir duygu aslında aşk.
Ama tabii ki sadece bundan ibaret değil.
Evet çok güzeldir, tüm iliklerinle hissettiğin bir duygu aşk.
Belki de bu yüzden çok tehlikelidir aslinda. Aşk çift taraflı oyun gibidir.
Karşındaki partnerin eğer artık oynamıyorsa, oynamak istemiyorsa.
Sen de oynayamazsın bu oyunu.
Aşk tek taraflı oynanabilen bir oyun değildir.
Karşı taraf oynamayı bıraktığı zaman ise hatlar çok karışır.
Beyin bir şeylerin bittiğinin farkındadır ama kalbe bir türlü laf anlatamaz.
Beyin onun yokluğunu bir şeylerle doldurmaya çalışırken kalp ise gittiğini idrak etmeye çalışır, ki çok da iyi biliyoruz.
İkisi de bir süre sonra savaşmayı bırakıp tek taraflı oynayamayan bu küçük oyuna yenik düşerler.
Çünkü aşk hiçbir zaman kazanılan bir oyun olmadı.
İnsan işte fazlasını hep bir gözü arar, fazla özgürlük fazla sevgi fazla saygı fazla güzellik. Bencildir İnsan ırkı. Herseyin hep bi fazlasını ister, hep kendisinde ister. Şarkilarin hissettirdiklerini düşünmek bile yeterli bakılınca. Kitapları koklamak onları hissetmek bile. Ama hep daha fazlasını istiyoruz. Gözümüz pek goremiyor gözünün önündeki daha değerli şeyleri.
Bazılarına da fazlası ağır geliyor iyi şeylerin. Sevgi gibi örneğin. Bi insana çok duygu yüklerseniz. Çok güvenir, Çok severseniz bunu kendi kendine yük edinir. Sevgi yük olacak birsey değildir. Sevgi insanı iyi hissettirir. Değerli hissettirir. Bazı insanlara fazla gelir, kendi kendilerine yük edilirler sevgiyi. Sonra da bana ağır geliyor taşıyamıyorum diyip, kendi kendilerine edindikleri -aslinda yük olmayan yükleri- hayatınızın bir köşesine bırakıp sessizce yok olup giderler. Oysa dediğim gibi, Sevgi yük olacak birşey değil,aksine yükü hafifletecek birşeydir.