Fetiş nesneler zayıflayarak insanlar arasında gerçekleşen ve insanlar arasındaki somut ilişkilerde nesneleşen süreçlere dönüştüğü için, insan da her şeyin, tüm (toplumsal) şeylerin ölçüsü haline gelmiştir.
Olumsal bir biçimde mutlak olarak tasavvur edilen gerçek, bir suret olduğundan kuşkulanılmayacak kadar gerçek değildir hiçbir zaman. Gerçek tutkusu, ister istemez, bir kuşkudur aynı zamanda. Gerçeğin gerçek olduğunu, içinde gerçek rolü oynadığı kurmacalar sistemi haricinde hiçbir şey kanıtlayamaz. Devrimci veya mutlak siyasetin öznel kategorilerinin her biri “inanç", "sadakat", "erdem", "sınıf pozisyonu", "partiye itaat", "devrimci şevk" , vb. kategorinin gerçek olduğu varsayılan meselesinin aslında bir suretten ibaret olabileceği kuşkusuyla lekelidir. Dolayısıyla bir kategori ile göndergesi arasındaki bağıntı daima alenen arındırılmalı, arıtılmalıdır.?