İnsan şiddetten kaçmak yerine şiddete alışır… İnsanların öldürmekten birkin düşünce genellikle onları denetim altında tutacak bir Tiran aramaya giriştikleri doğrudur… İçindeki şiddetten kurtulamayan insan bu şiddeti kutsallaştırmayı seçti.
Ordunun içinde beyaz zırhı ile yüreklilik timsali tinsiz bir şövalye dikiliyor. Yürekli ve bilinçli, onun zırhından gerisi yok. Sırtına yapışan zırhı hissetmiyor çünkü bir sırtı yok. Üst insan modeli fakat onun varlık formuna bir isim koyulamadı. hiçlikten doğan ve kendi kendine aşkınlık kazanan bir boşluk. Şövalyemiz o boşluktan ibaret özünü oluşturacak varlığa ihtiyaç duymayan saf bir bilinç. Ve nihayet zırhından sıyrıldığında geriye kalan boşluk havaya karışıyor ciğerleri dolduruyor besili hayvanların memelerinden süt olarak akıyor..
Kitabın içerisinde varlıksal özellikleri kesintili halde bulunan karakter yalnızca o değil. Gurdulu, üst formuna onu eriştirecek bilinçten yoksun kendini o boşluk ile doldurmayı bir türlü başaramayan biri, hikayenin ana kahramanı Agilulfo olmasına karşın hepsi bir varlığın tanım kazanması için gerekli olan etkenlere sahip ancak ayrı ayrı kesintileri ve fazlalıklarıyla oluşumlarını tam anlamıyla normalleştiremiyorlar.
Hepsi savaştan çıkmıştır ve önlerindeki cansız demirden yığınlar ile bir şekilde haşır neşir olurlar.
Agilulfo bir ölüyü sürüklerken şöyle düşünüyordu: “Ey ölü, sen benim asla sahip olmadığım ve olamayacağım şeye sahipsin. İşte bu bedene. Aslında sahip değilsin: sen bu bedensin, yani efkarlandığım zamanlar varolan insanlarda imrendiğimi fark ettiğim şeysin…” benliğini bilinçten sıyırarak salt beden olarak tanımlamak ne kadar işlevsiz görünüyorsa saltık bilinç sahibi bir boşluk olarak tanımlanmak da o kadar eksik kalır.
Gurdulu bir ölüyü sürüklerken şöyle düşünüyordu: “Ey ölü… bilmem neden herkes sana acıyıp duruyor? Hareket ediyordun, şimdi hareketin besleyeceğin kurtlara geçecek. Saçların, tırnakların uzuyordu: şimdi saçacağın sıvılarla çayırın otları güneşin altında dah çok uzayacak. Ot olacaksın, sonra
Modern devrimin özelliklerinden biri… zalime karşı sıradan bir isyan değil de mevcut toplumsal düzenin bütününe karşı esaslı ve sistemli bir ayaklanma çabası olmalıdır.