Ay sarktı, kurtlar uludu,
yıldızı kaydı göğün
dudağıyla çizdiği yolu
döneceğini düşünmeden
süründü salyangoz dalın ucuna
yalnızlığı duydu incinen kalbinde
zaman, dedi, ihtiyarı dünyanın
bense zavallı bir heveslisi yaşamın
yazın tadını almış kurumuş otlar
uzaklardan gelen seslerle döndü yerine
köpeği de kendisine benzer kederlisi evrenin
bir kemik, geçmişi gibi durur önünde
bir kitapta okumuştum
gönül çalanın, yürekkıranın
insan çağa düşman, çağ insana dar
avuntusudur yeryüzünün yağmur
camın buğusuna yazılıp silinen
geçmişin hafızası daha az
balkonlar evlerin kirpikleri değil mi
zaman zaman açılıp kapanan sokağa
yine de gözlerini severim evlerin
bir pencere ne çok yalnızlıktır aslında
Hayır hayır kuşların bavulları yok
Bilsinler gitmenin yürek yaraladığını
Bazı akşamüstleri yılkıların geçtiği
Şu ovalar içindekine benzer