Su kendi cazibesiyle tekeri döndürmekte, teker taşı çevirmektedir. Ama değirmen taşına kimse buğday dökmüyor. Hiç kimse değirmene yaklaşmıyor bile. Unutulmuş ve boş bırakılmış bir değirmen bu.
Bizim Fin kilisesi de böyle boş, unutulmuş ve kimsenin işine yaramayan bir değirmen. Tekerlek dönüyor, değirmentaşı gıcırtıyla hareket ediyor ama un yok. Çünkü kimse taşa buğday dökmüyor.