Anne,
sabahı oğlunun gözlerinde tanır.
Ne kadar karanlık olursa olsun gece,
bir günün mutlaka
aydınlığa açıldığını bilir.
Oğul,
annesinin ellerinde
dünyanın yumuşak bir tarafı olduğunu öğrenir.
Hayat sert vurduğunda
o elleri hatırlar
ve ayakta kalır.
Anne,
“geçer” derken boş konuşmaz.
Zamanla değil,
sevgiyle iyileşir bazı şeyler.
Bunu oğluna sessizce öğretir.
Oğul yürür,
yolu uzundur ama yalnız değildir.
Annesinin inancı
omuzlarına yük değil,
kanat olur.
Ve gün gelir,
umut bir cümle olmaktan çıkar.
Anne gülümser,
oğul anlar:
Işık hep varmış,