Bir insanı gülümsetebilmek bu kadar mı zordur ya hu? Elini kalbine koy,şu hayatta umut ol,gülümseme ol! Kötü değil dünya,bu yalana inanma.Hem Sezai Karakoç boşuna mı demiş,'seni öldürmeye gelen,sende dirilsin!' diye? Hayatta en az birisi için umut olmalısın.Birisi için gülücük.

Nuri Torun, İnsanın Anlam Arayışı'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitabı ayrı bölümlerde incelersek; ilk bölüm çok ama çok sağlamdı bence. Yahudi soykırımında dört tane toplama kampından sağ çıkan bir doktor, yaşadıklarını anlatıyor. Cidden bu yaşananların insanca kayda değer hiçbir yanı yok. Sefalet içinde acımasızca sürdürülmeye çalışılan, sefil bir hayat yaşamak zorunda kalan milyonlarca insan vardı bu dönemde.
Diğer iki bölüm felsefi açıdan oldukça sağlam olsa da benim felsefe ile aram pek iyi olmadığı için, ilk bölümde bende bıraktığı etki ikinci bölümde pek olmadı. Ama bu bölümlerde de bir insanın bir insana nasıl umut kaynağı olduğunun kanıtları mevcut. İntihara meyilli onlarca insanı yaşamak için tekrar umutlandıran ve bunda da başarılı olan bir insanmış kendisi. Soluksuz okuduğum bir kitaptı...

Umut nedir ?
Asla olmıcağını bildiğin halde olmasını beklemek midir?... Umut mu bunun adı? Yoksa aptallık mı?. Ya da umut belki de aklını yeterli seviyede kullanan aptalların duygularına verdiği tesellinin adıdır... Gerçekten 'Umut' değil midir insanı çıkmaz sokağa acımasızca sürükleyen?

Baktım yaş 26 olmuş yıllar geçmiş.Ama çok oldu büyüyeli.Çünkü babasını kaybettikten sonra büyümeye mecbur kalanlardanım ben de.Geriye miras bırakılan anneye kocaman sarılarak onu dünyalardan korumak servetini taşıyanlardan.Hayat herkese çiçekli böcekli bahçeler sunmuyor,bize de sunmadı ama şükür yine de.
Hep bir şeyler kazanmak için eğitiyorlar insanı.Şunun için çabala,bunun için yıllarını ayır,diğeri için baba ocağından göç et.Karşılığında sana biraz alkış,biraz da para veriyorlar.Ama o parayı genelde mutlu olmak için kullanamıyoruz.Hep hasta olan babamı araba alıp hastaneye rahatça götürmek için çabaladım.Uzaklara gittim,ancak telefonda duyabildim sesini.Para kazanıp onu hastaneye rahat götürmem gerekiyordu.Buna insanlar mecbur bırakıyordu bizleri.Anne ve babamla gidemediğim piknikler,annemin babamın elini öpemediğim gurbetler,hepsi sonraya ertelene ertelene gitti durdu.Bugün dönüp baktım,babam melek olmuş,uçmuş gitmiş bu diyardan.Son model arabam olsa artık ne olur ki? Yan koltuk boş kaldıktan sonra.En güzel etleri alsam ne olur ki? Babamla beraber yiyemedikten sonra.
Cebimizde para oluyor,yıllarca hayalini kurdurdukları para.Çıkardım bakıyorum şimdi.İçim buruk,içim üzgün.Yüzlercesi birleşse,bir kere sarılamıyorum babama.Binlercesi birleşse,bir kere öpemiyorum elini.Yıllarca hayalini kurdurdukları para,bir demet çiçek alıyor şimdi.Babamın üstüne bırakıp dönüyorum.
Hiçbir şeyi ertelememeli,hiçbir şeyi hem de.Sarılmalı,öyle yürekten sarılmalı ki;dünyalardan daha büyük olmalı tam da o anda.Ben farkettim ki;para çiçek alıyor sadece,birkaç demet renkli çiçek.Onun da boynu bükük kalıyor...
İçimde umut,kalbimde güç.Ölene kadar bu uğurda çabalayacağım.Hadi öyleyse,daha çok sarılmalar için...

Gökçe, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Yaşamdaki mutluluğun ana şartları: Yapacak bir şey, sevecek biri ve umut edecek bir şey."

Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc Miralles (Sayfa 105)Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı, Francesc Miralles (Sayfa 105)
Ferhat Nas, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Kim bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa, ilk umut ışığını o fark edecektir.

Han

Metro 2033, Dmitry GlukhovskyMetro 2033, Dmitry Glukhovsky
Sinem :), bir alıntı ekledi.
4 saat önce

O kadar çok hayal kırıklığına uğradım ki, artık umut etmek istemiyorum. En saf, en masum sandığımız kişiler bile binbir hesap içinde. Hem de kirli, kanlı hesaplar. En fenasına hazır olmak lazım. O zaman daha az mutsuz oluruz...

Kırlangıç Çığlığı, Ahmet ÜmitKırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit

Ne diyeyim,
Dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur.
Bizden çaldıkları umut...

Nazım Hikmet Ran

Veysel Yılmaz, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

GENÇ KAN TAKVİYESİ
Vampir miti gerçeğe dönüşüyor. En azından vampirleri konu alan tüm o kurgu roman ve filmlerde karşılaştığımız örneklerde resmedildiği gibi genç kan takviyesi yaparak gerçekten genç kalınabileceğini öğrenmiş olduk.
Tıpkı telomerlerin yıllar içinde kısalıyor oluşu gibi, kanımız da zamanla yaşlanıp bazı proteinlerini kaybediyor. Geçtiğimiz yıllarda genç farelerden yaşlılara kan takviyesi yaparak sonuçlarını görmek isteyen araştırmacıların keşfettiği üzere; damarlarında genç kanı akmaya başlayan denekler gençleşme belirtileri göstermeye başladı. Kan plazması takviyesi yaşlı farelerin kaslarım ve bilişsel fonksiyonlarım yıllar önceki sağlıklı seviyeye döndürdüğü için kalp kasları da sağlığını geri kazandı. Hatta beyazlamaya başlayan tüyler bile eski rengine kavuştu.
Kan plazması takviyesinden elde edilen başarılı sonuçlar Alzheimer hastaları için de umut verici. 30 yaş ve altı gençlerin kan plazması bağışında bulunmaları sayesinde araştırmacılar şimdi Alzheimer hastalarını da genç kan takviyesiyle iyileştirmeyi deniyor. Nörodejeneratif hastalıkların kan terapisiyle tedavi edilmesi üzerine çalışan Alkahest adlı şirketin laboratuvarlarında çalışan Sakura Minami’nin deneylerindeyse genç insanlardan alman plazma yaşlı farelere aktarıldı ve önceki araştırmalarda elde edilenlere benzer sonuçlar ortaya çıktı. Ayrıca farenin beyninde yeni nöron oluşumu konusunda artış olduğu da gözlendi.
Bu sonuçlar, genç kan takviyesinin ALS ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için kullanılabileceğini işaret ediyor. Yöntemi insanlar üzerinde de test etmeye başlayan Alkahest’ten gelen haberlere göre; genç kan takviyesi yapılan Alzheimer hastalarının bilişsel testleri henüz belirgin bir iyileşme göstermemiş olsa da örneğin yemek hazırlamak gibi, zorlandıktan bazı basit işlerde önceki durumlarına oranla gelişme kaydettiler.
Aslında işin sim kandaki protein seviyelerini düzenlemekte. 2014 yılında Harvard Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği ilk deneyler, bu yenilenme etkisini yaratan proteinin GDF11 olduğunu gösterdi. Keşfe imza atan Amy Wagers’ın araştırması, yaşlanma sürecinde GDF 11 proteininin seviyesinde dikkat çekici seviyede düşüş olduğunu gösteriyordu. Ancak Novartis laboratuvarlarında yapılan araştırmalar, Wagers’in vardığı sonucun yanlış olduğunu gösteren şaşırtıcı bir bulguyla sonuçlandı: GDF 11 seviyesi yaşlandıkça azalmıyor, aksine artıyor. Üstelik seviyesindeki artışın kaslar üzerinde zarar verici etkilere sebep olduğu da görüldü. Kendi bulgularıyla çelişen bu araştırma üzerine deneylerini tekrarlayan Wagers önceki araştırmasında elde ettiği sonuçlan doğrulayıp, GDF11’in beraberinde, seviyesi yaşlandıkça düşen GDF8 proteinin de benzer etkiler yarattığım gördü.
Tamamen zıt sonuçların alındığı bu araştırmalardan sonra ABD Minnesota Üniversitesi, Çin Sun Yat-Sen Üniversitesi ve Meksika CINVESTAV Araştırma Enstitüsü işbirliğinde gerçekleştirilen deneylerde Duc-henne kas distrofisine (DMD) sahip farelere GDF11 takviyesi yapıldı ama hastalık yüzünden kasları zayıflayan fareler üzerinde hiçbir olumlu etki yaratamadığı görüldü. Anlaşılan o ki GDF11 ve GDF8’in yaşlanma üzerinde oynadığı rollerin iyice araştırılması gerekiyor. Sonuçta Wagers’in deneyleri fareleri gençleştirmeyi başardığı için gözden kaçan bir şeyler olmalı.

Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)
Seher, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Umut öldü ve ölüm den öfke doğdu.

Tatlı Aşk, Susan Mallery (Sayfa 265)Tatlı Aşk, Susan Mallery (Sayfa 265)