Dünya erkeksiz kalacak değildi ya, belki başka birini sevebilir, yeni umut kapıları açılabilirdi.
Reklam
" Çünkü umut sevgilim, öldürdüm sansan da bin kere, bin bir kere dirilir öldüğü yerde."
İnsan en güç anda bile kendine bir umut yaratmak istiyor.
"Sabaha çıkacağımızı bilmediğimiz halde çalar saat kurup uyumaktır umut."
"Bir zamanlar anlamıyla övündüğüm Umut vermiyor artık görüntün Yitirmiş eski dirimini Artık güzel değilsin.."
Reklam
“Umut, nefes nefese koşarken bir sokağın köşesinde, arkadan yetişen bir kurşunla vurulmaktı elbette.”
Sayfa 99 - Can YayınlarıKitabı okudu
“… ve ‘Secde…’ dedi. ‘O’na secde etmek ömrümün umut çiçekleridir.’”
Sayfa 71
Yani fare bile olsan mücadelenin olduğu her yerde umut olmak zorunda.
Korku dehşet, özlem ve umut vardı. Onca duygunun kendine has tatları vardı. Ama çoşku yoktu.
Reklam
Bütün zamanların en iyisiydi. Aynı zaman da en kötüsü...Bilgeliğin, öğrenmenin çağıydı. Aptallığın, ahmaklığın çağıydı, inançların dönemiydi, inançsızlığın da. Mevsim aydınlığın mevsimiydi, belki de karanlığın... Umut baharını, umutsuzluk kışını yaşıyordu. Her şey geleceğindi. Aslında gelecek hiçlikti, koca bir boşluktu. Hep birlikte cennete gidiyorduk; ya da tam aksine cehenneme. Gün bugün ile o denli benzeşiyordu ki, gürültülü yetkililerden kimi, karşılaştırmaların salt üstünlük açısından yapılmasında direnir oldular.
"İyi geceler Ege... "diye yazdım bir kez daha "lyi geceler İzmir. Işıklarını yakmayı unutma..." Uzun uzun baktıma son cümlesine ve belki de o an ilk kezı öfkemin ve kırgınlığımın sonucu olabilecek bir cümlegeldi içimden. Susmadım, onu içimde tutmadıma ve yazmaya başladım. "Işıklarım söneli çok oldu..." Çevrimiçi... Yazıyor... "Onları yakmasını en iyi ben bilirim, biliyorsun değil mi?"Ekrana bakarken umut hissine sarılarak yazmaya başladım. "Çok uğraşman gerekecek, biliyorsun değil mi?" Çevrimiçi... Yazıyor... "Uğraşmayı severim, biliyorsun değil mi?" Ekrana bakarkenhafif bir tebessümle yukarı kıvrıldı dudaklarım. Çevrimiçi... Yazıyor....
Sayfa 247 - indigoKitabı okuyor
Fakat içimde kendimden bile sakladığım bir umut vardı.
Marki, Tanrı'ya değil, kendisine herhangi bir umut verebilecek her şeye güveniyordu.
Her şeyi bir yana atıp dosdoğru gerçek soruna yönelmek gerek. Yaşam yaşanmaya değmediği için insan kendisini öldürür, işte bir gerçek kuşkusuz, ama kısır bir gerçek, çünkü fazlasıyla açık. Ama yaşamaya yöneltilen bu aşağılama, içine daldırıldığı bu yalanlama, hiç anlamı olmamasından mı geliyor? Uyumsuz olması, umut ya da intihar yoluyla kendisinden sıyrılmayı mı gerektiriyor? Geri kalan her şeyi bir yana atmalı ve bu konuyu gün ışığına çıkarmalı işte, bunu izlemeli, bunu açıklamalı.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.