10/10
·240 syf.··
2026 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:40
Ahh canım Bahriyelim Çok severek, yer yer ağlayarak ama büyük bir umutla okuduğum bu kitabı sayfalarca anlatmak isterdim ama kısa tutmaya çalışacağım. Flamingolar Pembedir, yazarın ‘alternatif hayat hikayem’ dediği bu roman, altı yaşında anne ve babasını kaybeden Bahriyeli’nin dayısıyla büyümesini, kaybı, özlemi, sevgiyi ve hayata tutunmayı anlatıyor. Aslı Perker, Bahriyeli ile çok büyük acıları ve kayıpları anlatıyor ama bunu son derece içten, sade ve samimi bir şekilde yapıyor. Bahriyeli’nin annesine duyduğu özlem, kendine ait bir yer arayışı, büyümesi ve hayata tutunmaya çalışması beni o kadar etkiledi ki o küçücük kıza defalarca sarılmak istedim. Yanındayım diyebilmek, büyürken yaşadığı korkularda ona ‘Korkma, bunlar normal’ diyebilmek çok isterdim. Gözyaşlarıyla okuduğum bazı sayfalarda bana umut veren şey, Aslı Perker’in Kaybedilen Bütün Savaşlar kitabını daha önce okumuş olmam. Bahriyeli’nin hayallerine ulaşacağını, o gemiye bineceğini ve dost edineceğini bilmek içimi rahatlattı. Dayısına da ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bahriyeli’yi Bahriyeli yapan, onu olduğu gibi seven, şekil vermeye çalışmayan, sadece yol gösteren biri. Belki de Bahriyeli’nin bu kadar güçlü bir şekilde büyüyebilmesi, dayısız bir hayatta mümkün olmazdı. Flamingolar Pembedir, 6 yaşında büyümek zorunda kalan bir kızın hikayesi. Kayıplarla yaşamayı, sevmeyi ve hayata tutunmayı anlatan hüzünlü ama çok güzel bir kitap. Kitabı bitirdiğimde içim dolu doluydu ama Bahriyeli adına büyük bir mutluluk vardı. Kaybedilen Bütün Savaşlar benim için çok özel ve unutamayacağım bir kitap olmuştu. Bu yüzden Bahriyeli’nin o kitaba, o hayata ve o geleceğe uzanan yolculuğu da kalbimde her zaman özel bir yere sahip olacak. Aslı Perker’e kocaman kocaman sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum. İyi ki
Flamingolar PembedirAslı Perker · Epsilon Yayınevi · 2024221 okunma
Herşeye rağmen umudunu kaybetmeyen bir çocuğun hikâyesi.
10/10
·128 syf.··
2026 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:25
Romanı bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım. İlk bakışta sade ve kısa görünen bu eser, satır aralarında insan ruhunun en kırılgan yanlarını taşıyor. Özellikle kitabın sonu, hikâyenin tamamına farklı bir anlam yükleyerek beni derinden etkiledi. Brautigan'ın anlatım dili alışılmış romanlardan oldukça farklı. Olaylardan çok duyguların, anıların ve insanların iç dünyalarının ön planda olduğu bir anlatım kuruyor. Bu nedenle kitabı okurken bazen bir roman değil de bir insanın zihninde dolaşıyormuş gibi hissettim. Karakterlerin yalnızlıkları, hayata tutunma çabaları ve geçmişle olan hesaplaşmaları son derece gerçek ve dokunaklıydı. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri, tüm kırgınlıklara rağmen içinde küçük de olsa bir umut taşımasıydı. Başlığın da çağrıştırdığı gibi, hayatımızdaki bazı acılar ve kayıplar hiçbir zaman tamamen yok olmuyor. Ancak zamanın ve yaşamın akışı içinde insan bu yüklerle yaşamayı öğreniyor. Romanın son sayfalarında hissettiğim duygu tam olarak buydu: Hüzün ve umudun aynı anda var olabilmesi. Eseri okuduktan sonra Richard Brautigan'ın hayatını araştırdığımda ise roman benim için daha da anlam kazandı. Çocukluk yıllarında yaşadığı zorluklar, hayatı boyunca mücadele ettiği yalnızlık duygusu ve sonunda intiharla sonuçlanan trajik yaşam öyküsü, eserlerine de yansımış gibi görünüyor. Kitapta sıkça karşılaştığımız melankoli, aidiyet arayışı ve kırılganlık hissi, yalnızca kurmaca karakterlerin değil, bir anlamda yazarın kendi ruhunun da izlerini taşıyor. Brautigan'ın hayatını öğrendikten sonra romanın sonu bana daha da dokunaklı geldi. Çünkü okuduğum satırların arkasında yalnızca bir yazarın hayal gücü değil, gerçek bir insanın yaşanmışlıkları ve iç dünyası vardı. Bu nedenle kitap benim için yalnızca bir hikâye olmaktan çıktı; insanın
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026168 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mektup Dükkanı Açtıracak Şekilde
8/10
·328 syf.··
2026 26. kitabı
Kitabı, kapağına bakarak yargılamam ama ismine bakarak yargılayabiliyorum bazen. Bu sebeple de mektup kelimesi geçtiğinden dolayı okumayı olabildiğince geciktirdiğimi fark ettim. Çünkü mektuplar insanların fazlaca içini döktüğü yer ve bu pek benlik bir şey değil. Ne yazmak isterdim ne de okumak. Ta ki bu kitaba kadar. Kitap, ablası kaynaklı yaşadığı sorunlar sebebiyle başka eve taşınan Hyo Yeong ana karakteriyle başlıyor ve Geoulwoll Mektup Evi’yle beraber hikaye şekilleniyor. Bana mektup yazma konusunda umut verdiğin için teşekkür ederim Seul’de Bir Mektup Dükkanı. Bu arada öyle bir dükkan gerçekten de Seul’de var. Yazar da oradan esinleniyor zaten. İyi okumalar dilerim herkese.
Alıntı
Seul'de Bir Mektup DükkânıBaek Seung Yeon · Artemis Yayınları · 202562 okunma
7/10
·168 syf.··
2026 88. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Yalan Roman Yazar Adı: Émile Ajar Çeviri: Roza Hakmen Sayfa Sayısı: 168 Kitap Türü: Roman Bu hafta okumak için Yalan Roman adlı kitabı seçtim. Buradaki yerel kütüphanede rastladım, daha önce gözüme takılmamıştı; belli ki yeni gelmiş. Yazar, farklı bir dille biraz insanları, biraz da kendisini eleştiriyor. Kitap, aidiyet duygusuyla başlayıp, insanın kendini bulma arayışıyla sona eriyor. Yazara göre dünyada birçok şey oluyor ve herkes, hiçbir şey yapmasa bile, dolaylı ya da doğrudan olan bitenlerden sorumlu. Émile Ajar'ın çok kendine has bir kalemi var. Düz ve alışılmış anlatımlardan uzak, zaman zaman karmaşanın içinde akıp gidiyor. Özellikle insanların ‘normal’ ve ‘mış gibi yaşayanlar’ olarak ikiye ayrıldığı bu dünyada, o keskin sınırı çizmesi etkileyici. Bu kadar spoiler yeter Kitaptan birkaç alıntı: Hepimiz birer artıyız. Aidiyet semptomlarım ne zaman başladı bilmiyorum. Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Dünya düzenine karşıydım, belki de tüm dünya bana karşıydı. Zayıf bir bebekti ama verdiği umut kocamandı. Doktor, kendi ırkıma düşmanım ve kendimden de nefret ediyorum. Ama umut beni yiyip bitirmeyi sürdürdü. Dünya yeterince paranoyak olmayan insanlarla dolu. Çoğu öyküde hep büyümeyi reddeden bir çocuk vardır. Belki yazmak bana iyi geliyordu; bu sayede uzaklaşıyordum kendimden ve ırkımdan. Bu tarz kitaplara ara ara şans vermek gerek. Benden de bir not: Herkes dünyayı sorgular, ama asıl sorgulanması gereken; dünyaya geliş sebebimiz, görevimiz ve öğrenmemiz gerekenlerdir....Aylin Özgür
1000Kitap
Yalan - RomanRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2021455 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 31. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:28
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. Samimi ve içten anlatımıyla beni ilk sayfadan itibaren hikâyenin içine çekti. Okurken birçok yerde kendimden izler buldum ve sık sık “Ben de bunu yaşamıştım” dedim. İstanbul’da bir ilkokulda geçen hikâyede, ablasından kalma önlüğüyle okula başlayan Hasret’in, sınıfın en güzel kızı Özlem’e duyduğu hayranlık ve eksiklik hissi zamanla bambaşka bir hâl alıyor. Bir silgiyle başlayan sahip olma arzusu, Özlem’in en değer verdiği kişiye kadar uzanıyor. Karakterler ve yaşanan duygular o kadar gerçekçiydi ki beni çocukluğuma götürdü. Kitabı bitirdiğimde içimde hem hüzün hem de tatlı anılar kaldı. Çocukluğun masum görünen kıskançlıklarını ve insanın içindeki eksiklik duygusunu etkileyici bir şekilde anlatan, keyifle okuduğum bir kitaptı. Kalemine sağlık. Melike İlgün
Hep EksikMelike İlgün · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202614 okunma
Gece Yarısı Kütüphanesi: Seçilmemiş Yolların Yasını Tutmak
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 20:45
Bazı kitaplar vardır; tam da hayatın çıkmaz sokaklarında dolanırken, zihniniz "keşkelerle" amansız bir savaşa girmişken karşınıza çıkar. Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi benim için tam olarak böyle bir gece yarısı seansında bitti ve bıraktığı zihinsel berraklığı sıcağı sıcağına buraya aktarmak istedim. Kitabın kahramanı Nora Seed, hepimizin zaman zaman düştüğü o karanlık kuyuda yaşıyor: Pişmanlıklar. "O gün o teklifi kabul etseydim, o kahveyi içseydim, o gruptan ayrılmasaydım hayatım bugün nasıl olurdu?" sorusunun altında ezilirken kendini sonsuz bir kütüphanede buluyor. Ve o kütüphanedeki her kitap, Nora'nın seçmediği yollardaki paralel hayatlarını temsil ediyor. Nora; olimpiyat şampiyonu, buzul bilimci, dünyaca ünlü bir pop yıldızı olduğu hayatları tek tek deniyor. Fakah Haig’in satır aralarında yüzümüze çarptığı o sarsıcı gerçek, modern insanın en büyük yanılgısını bitiriyor: Acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak hiçbir yaşam tarzı yok. Hangi hayatı seçersek seçelim; her yol bir yere kadar iyi, bir yere kadar kötü. Kusursuz, pürüzsüz ve sadece mutluluktan ibaret bir hayat sadece bir illüzyon. Yazarın da dediği gibi: "Esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza neden olan, pişmanlığın ta kendisi." Bizler hayali, kusursuz paralel versiyonlarımızla bugünkü gerçeğimizi kıyaslarken asıl mucizeyi, yani "An"ı ıskalıyoruz. Kitabı okurken, Batı psikolojisinin "kabulleniş" dediği bu limanın, bizim ruhumuzun en güvenli sığınağı olan "Kader ve Teslimiyet" bilinciyle nasıl da pürüzsüzce örtüştüğünü hissettim. Biz hayırlısını isteriz ama bizim için en güzel takdiri ancak Yaradan bilir. Yaşadığımız bu hayat; tüm kırıklıkları, eksikleri ve imtihanlarıyla aslında bizim için en doğru, en
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma